İklim krizine karşı bir çözüm olarak sunulan ve milyar dolarlık bir endüstriye dönüşen karbon piyasaları, ciddi bir güven sorunuyla karşı karşıya. İngiltere merkezli iklim bilimi ve politika sitesi Carbon Brief, son beş yılda (2018-2023) dünya genelindeki karbon dengeleme projeleri hakkında yapılan gazetecilik araştırmalarını ve sivil toplum kuruluşu raporlarını inceleyerek çarpıcı bir harita çıkardı. Sonuçlar, Net Sıfır (Net-Zero) hedefine ulaşmak için bu kredilere güvenen dev şirketlerin ve tüketicilerin büyük bir yanılgı içinde olabileceğini gösteriyor.

HAYALET KREDİLER

Analiz edilen raporların yüzde 43'ü, karbon dengeleme projelerinin emisyon azaltma kapasitelerini olduğundan fazla gösterdiğine dair kanıtlar sunuyor. Karbon Dengeleme (Carbon Offset) mekanizması, teoride bir şirketin kendi kirletici faaliyetlerini dengelemek için dünyanın başka bir yerindeki emisyon azaltıcı (örneğin orman koruma veya ağaç dikme) bir projeye para ödemesi prensibine dayanıyor. Ancak araştırmalar, bu projelerin çoğunun "hayalet krediler" ürettiğini ortaya koyuyor.

Örneğin, ABD'nin Oregon eyaletindeki bir orman projesinde, 2021'deki büyük yangınlarda (Bootleg Fire) ağaçların yanarak kül olmasına rağmen, bu ağaçların hala karbon emiyor gibi gösterilerek kredilendirilmeye devam edildiği iddia ediliyor. Benzer şekilde Zimbabwe'deki bir orman koruma projesinin sağladığı faydaların kâğıt üzerinde şişirildiği ve aslında emisyonlarda net bir artışa yol açtığı belirtiliyor. Bu durum, şirketlerin iklim hedeflerini tutturmuş gibi görünürken aslında gezegeni ısıtmaya devam etmeleri anlamına geliyor; bu da Yeşil Aklama (Greenwashing) kavramının en somut örneklerinden birini oluşturuyor.


İşgalin Yeni Biçimi: Karbon Sömürgeciliği 1

Harita üzerindeki noktalar bireysel karbon dengeleme projelerini temsil ediyor: Mor renk yerli halklara ve yerel topluluklara verilen zararı; yeşil renk emisyon dengeleme kapasitesinin olduğundan fazla gösterilmesini; pembe renk yasa dışı arazi kullanımını ve mavi renk ise gıda üretiminin etkilenmesini işaret ediyor. 

BEDELİ YERLİ HALKLAR ÖDÜYOR

Raporun en can alıcı bulgusu ise insan haklarıyla ilgili. Carbon Brief'in incelediği raporların yüzde 72'si, karbon dengeleme projelerinin yerli halklara ve yerel topluluklara zarar verdiğini belgeliyor. Bu projeler genellikle "doğayı koruma" adı altında, o topraklarda yüzyıllardır yaşayan insanları zorla yerinden etme, arazilerine el koyma ve geleneksel yaşam biçimlerini yasaklama gibi uygulamalarla hayata geçiriliyor.

Peru Amazonları'ndaki Cordillera Azul Ulusal Parkı örneğinde, yerli Kichwa halkının atalarından kalan topraklarda avlanmalarının ve yiyecek toplamalarının silahlı muhafızlar tarafından engellendiği, buna karşın projenin Shell ve TotalEnergies gibi devlere karbon kredisi sattığı belirtiliyor. Kongo Cumhuriyeti, Kenya, Endonezya ve Brezilya'da da benzer şekilde yerli halkların "karbon projesi" gerekçesiyle evlerinden edildiğine dair çok sayıda vaka haritalandırılmış durumda.

Magma, 2023 yılında yayımlanan Yeryüzü özel sayısında Survival International’ın “Kanlı Karbon” başlıklı raporunu hazırlayan Simon Counsell ile Kenya’da ve dünyada karbon üzerinden yapılan sömürüyü haber yapmıştı.

İşgalin Yeni Biçimi: Karbon Sömürgeciliği 2

Son beş yılda dünyanın farklı bölgelerinde olumsuz etkilere yol açan karbon dengeleme projelerine dair raporların sayısı. Kaynak: Carbon Brief.

KARBON SÖMÜRGECİLİĞİ

Analiz, Shell, TotalEnergies, Chevron, BP, Disney, Gucci, Netflix ve Microsoft gibi dünyanın en büyük şirketlerinin, iklim taahhütlerini yerine getirmek için bu tartışmalı projelere bel bağladığını gösteriyor. Özellikle Shell, incelenen medya raporlarında en sık adı geçen şirket olarak öne çıkıyor.

Sorunlu projelerin coğrafi dağılımına bakıldığında ise büyük bir dengesizlik göze çarpıyor. Olumsuz etkilerin raporlandığı projelerin çoğu Latin Amerika (özellikle Amazon Havzası), Afrika ve Asya gibi Küresel Güney ülkelerinde yoğunlaşıyor. Bu durum, gelişmiş ülkelerin ve şirketlerin kendi kirliliklerinin bedelini, gelişmekte olan ülkelerdeki savunmasız topluluklara ödettiği yönündeki "karbon sömürgeciliği" eleştirilerini güçlendiriyor.

Kaynak: carbonbrief.org