Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) 2026 tarihli “Limiting Overshoot: Navigating exceedance of 1,5°C and pathways towards return” başlıklı raporu, dünyanın iklim krizinde yeni bir döneme girdiğine dikkat çekiyor. Raporun temel mesajı açık: 1,5°C’nin aşılması artık olası bir gelecek senaryosu olmaktan çıkıp önümüzdeki birkaç yıl içinde gerçekleşmesi beklenen bir durum haline geliyor. Ancak 1,5°C’nin aşılması, bu hedefin artık geçersiz olduğu anlamına gelmiyor. Aksine UNEP, sıcaklık artışının mümkün olduğunca düşük bir seviyede tutulmasını, aşım döneminin mümkün olduğunca kısa sürmesini ve yüzyılın sonuna doğru sıcaklıkların yeniden 1,5°C’ye çekilmesini “en iyi kalan seçenek” olarak tanımlıyor.
EN İYİMSER SENARYODA BİLE 1,8°C
Raporun dikkat çektiği en önemli göstergelerden biri, mevcut iklim politikaları ile uzun vadeli hedefler arasındaki fark. UNEP’e göre yalnızca mevcut politikaların sürdürülmesi durumunda küresel sıcaklık artışının 2100 yılında yaklaşık 2,6°C’ye ulaşması bekleniyor. Hükümetlerin mevcut Ulusal Katkı Beyanlarını (NDC) ve uzun vadeli net sıfır hedeflerini eksiksiz uyguladığı en iyimser senaryoda bile sıcaklık artışının yaklaşık 1,8°C’de zirve yapması öngörülüyor. Rapor, bu senaryoların tamamında 1,5°C eşiğinin önümüzdeki on yıl içinde aşılacağını belirtiyor.
Daha önce 1,5°C ile sınırlı ısınmayı mümkün kılan en sıkı emisyon senaryoları, sera gazı salımlarının çok daha erken ve hızlı biçimde düşmeye başlamasını gerektiriyordu. Son on yıldaki yetersiz ilerleme ise bu seçeneklerin önemli bölümünü artık uygulanabilir olmaktan çıkardı. 2025 sonrasından başlayan sıkı azaltım senaryolarında bile en iyi tahmin edilen zirve ısınmanın 1,5°C'nin yaklaşık 0,2°C üzerine çıkması bekleniyor.
HER DERECE DEĞİL, HER ONDA BİRİ ÖNEMLİ
UNEP’in vurguladığı nokta yalnızca 1,5°C ile 1,8°C arasındaki fark değil. Sıcaklık artışının her küçük bölümü ve 1,5°C üzerindeki her yıl önem taşıyor. Çünkü aşımın ne kadar yüksek olacağı ve ne kadar süreceği; deniz seviyesinin yükselmesinden aşırı sıcaklara, yangınlardan su kaynaklarına ve ekosistem kayıplarına kadar çok sayıda riski belirleyecek. Rapor, aşım süresinin kısaltılmasının zararları azaltacağını ve sıcaklıkların yeniden düşürülme ihtimalini artıracağını belirtiyor.
1,5°C BİLE “GÜVENLİ” DEĞİL
Raporun önemli uyarılarından biri de 1,5°C'nin kendisinin güvenli bir dünya anlamına gelmediği. UNEP, bu seviyede dahi mercan resifleri ve diğer biyolojik çeşitlilik alanları ile buzullar ve kutup ekosistemleri için risklerin yüksek ya da çok yüksek olduğunu belirtiyor. 2024'te küresel ortalama sıcaklığın ilk kez tek bir yıl için 1,5°C'nin üzerine çıkmasının ardından, rapor 1,5°C düzeyindeki uzun dönemli ısınmaya da artık girildiğine dikkat çekiyor. Aşımın devam etmesiyle birlikte aşırı sıcaklar, kuraklık, seller ve orman yangınları daha sık, yoğun ve geniş kapsamlı hale gelebilecek. Rapora göre son yirmi yılda 50’den fazla eşi görülmemiş, yüksek etkili sıcak hava dalgası kayda geçti.

BUZULLARIN KAYBI SU KAYNAKLARINI DA DEĞİŞTİRECEK
1,5°C’nin üzerine çıkılması, yalnızca sıcaklıkların yükselmesi anlamına gelmiyor. Dünyanın buzulları, deniz buzu, permafrost ve kar örtüsü de bu değişimden etkileniyor. UNEP, bazı senaryolarda buzulların 2100 yılına kadar kütlelerinin dörtte birinden fazlasını kaybedebileceğini belirtiyor. Bu kayıp, küresel deniz seviyesinin 9–12,5 santimetre yükselmesine katkıda bulunabilirken, birçok bölgede su kaynaklarının uzun vadeli kullanılabilirliğini de değiştirebilir. Özellikle kurak ve yarı kurak bölgelerde sorun sıcaklıkların zirve yapmasıyla sona ermeyebilir. UNEP, bu bölgelerde hidrolojik bozulmaların sıcaklıklar düşmeye başladıktan sonra bile uzun süre devam edebileceğini belirtiyor. Su sektöründe uyum kapasitesinin de 1,5°C'nin üzerinde azalacağına dikkat çekiliyor.
GIDA ÜRETİMİNDE YÜZDE 14'E VARAN DÜŞÜŞ RİSKİ
İklim aşımının etkileri tarım ve gıda güvenliği üzerinde de hissedilecek. UNEP’in aktardığı projeksiyonlara göre etkili uyum önlemleri alınmadığı takdirde küresel gıda üretimi 2050 yılına kadar yüzde 14’e varan oranda azalabilir. Daha sık ve yoğun sıcak hava dalgaları, su kaynakları üzerindeki baskı ve ekosistemlerdeki değişimler gıda sistemleri üzerindeki riski büyütecek. Üstelik iklim değişikliğine uyum amacıyla yapılacak bazı müdahaleler de yeni sorunlar yaratabilir. Örneğin daha yüksek sıcaklıklara göre yeniden düzenlenen tarım sistemleri, sıcaklıkların daha sonra düşmeye başlaması halinde yeni koşullara uyumsuz hale gelebilir. Bu nedenle UNEP, uyum politikalarının tek bir geleceğe göre değil, değişen iklim koşullarına göre yeniden şekillenebilecek esnek sistemler olarak tasarlanması gerektiğini vurguluyor.
DENİZLER, EKOSİSTEMLER VE KENTLER ÜZERİNDEKİ BASKI ARTACAK
Sıcaklık artışı denizleri de dönüştürecek. Isınan, oksijeni azalan ve asitlenen okyanuslar deniz canlılarının ve geçimini denizlerden sağlayan toplulukların yaşamını zorlaştıracak. Deniz seviyesindeki yükselme ise özellikle alçak kıyı kentleri ve küçük ada devletleri için varoluşsal bir risk oluşturuyor. Bazı bölgelerde yerleşimlerin kısmen veya tamamen sular altında kalabileceği belirtiliyor. İklim sisteminin bazı kritik bileşenlerinde geri dönüşü zor ya da çok uzun zaman alacak değişimler de söz konusu. UNEP; Batı Antarktika ve Grönland buz tabakaları, Atlantik Meridyonal Devridaim Dolaşımı (AMOC) ve Amazon yağmur ormanını potansiyel geri dönüşü olmayan eşiklerle bağlantılı sistemler arasında sıralıyor.
KARBONU ATMOSFERDEN ÇEKMEK TEK BAŞINA ÇÖZÜM DEĞİL
Sıcaklıkları yeniden 1,5°C’ye indirmek için yalnızca emisyonları sıfırlamak yeterli olmayabilir. UNEP, uzun vadede atmosferden karbondioksit uzaklaştırılmasını (CDR) da gerekli görüyor. Ancak rapor, karbon gideriminin emisyon azaltımının yerine geçemeyeceğinin altını çiziyor. Ormanlaştırma ve ekosistem restorasyonu gibi geleneksel yöntemlerin yanı sıra biyokütle enerjisi ile karbon yakalama ve depolama (BECCS) ve doğrudan havadan karbon yakalama ve depolama (DACCS) gibi teknolojiler de değerlendiriliyor. Daha da önemlisi, dünya ısındıkça karbon gideriminin kendisi zorlaşıyor. Kuraklık, sıcaklık stresi, yangınlar ve zararlıların yayılması doğal ekosistemlerin atmosferden karbon çekme ve depolama kapasitesini azaltabiliyor.
UNEP'e göre mevcut ölçekte ormanlaştırma ve orman yönetimiyle sıcaklığı yalnızca 0,1°C düşürmek 100 yıldan fazla sürebilir; bunun için aynı zamanda artık CO₂ emisyonunun kalmaması gerekir. Bu nedenle rapor, karbon giderimine yönelik beklentilerin emisyonları bugün azaltma zorunluluğunun önüne geçmemesi gerektiğini vurguluyor.
İKLİM POLİTİKASINDA YENİ DÖNEM: “AŞ, ZİRVE YAP, GERİ DÖN”
UNEP’in önerdiği yol haritası üç temel aşamadan oluşuyor:
1. Acil müdahale: Sıcaklık artışının hızını yavaşlatmak için karbon, metan ve diğer kısa ömürlü sera gazlarında hızlı ve derin kesintiler yapılması; aynı anda en kırılgan toplumları ve ekosistemleri koruyacak uyum önlemlerinin uygulanması gerekiyor.
2. Baş etme ve sınırlama: Sıcaklıkların zirve yaptığı dönemde derin karbonsuzlaşmanın sürdürülmesi, en azından net sıfır emisyona ulaşılması ve artan iklim riskleriyle baş edebilecek toplumsal dayanıklılığın geliştirilmesi gerekiyor.
3. Uzun vadeli dayanıklılık: Sıcaklıklar düşmeye başladığında ise sürdürülebilir net-negatif CO₂ emisyonlarına geçilmesi, dayanıklılığın artırılması ve geri dönüşü olmayan değişimlerin yaşandığı alanlarda kalıcı uyum politikalarının sürdürülmesi gerekiyor.
Bu aşamalar birbirinden bağımsız değil. Raporda yer alan infografik ve analizler, emisyonların azaltılması ile iklim etkilerine uyumun aynı anda ilerlemesi gerektiğini gösteriyor: emisyonları azaltmak gelecekteki ısınmayı sınırlarken, uyum çalışmaları toplumların ve ekosistemlerin artan risklere dayanmasını sağlıyor.
GERİ DÖNÜŞ MÜMKÜN, AMA GARANTİ DEĞİL
UNEP’in raporu iklim krizini “artık çok geç” noktasında görmüyor. Ancak 1,5°C’ye geri dönüşün garanti olmadığını özellikle vurguluyor. Daha fazla gecikme, daha yüksek bir sıcaklık zirvesi ve daha uzun bir aşım dönemi anlamına gelecek. Bazı etkiler ise sıcaklıklar yeniden düşse bile devam edecek. Deniz seviyesinin yükselmesi, türlerin yok olması ve ekosistemlerin kalıcı olarak farklı bir rejime geçmesi gibi sonuçlar, sıcaklıkların zirvesinden çok daha uzun süre varlığını sürdürebilir. Bu nedenle raporun mesajı yalnızca “1,5°C’ye geri dönelim” değil. Asıl mesele, ne kadar yükselineceğini, bu seviyede ne kadar kalınacağını ve dönüşün ne kadar hızlı gerçekleşeceğini bugünden belirlemek. UNEP’in ifadesiyle, 1,5°C’nin üzerinde güvenli bir dünya yok; ancak aşımın büyüklüğü, süresi ve sonuçları önceden belirlenmiş değil. Bugün alınan kararlar, geleceğin ne kadar zarar göreceğini hâlâ değiştirebilir.