Muğla’nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı çevresindeki 679 parselin 10 Ocak 2026’da Cumhurbaşkanı kararıyla acele kamulaştırılmasına karşı açılan davanın duruşması, 16 Eylül 2026'da Danıştay’da görülecek. Akbelenliler, dava öncesinde yaptıkları yazılı açıklama ile bize kamu yararını “nasıl tanımlamamız gerektiğini” bir kez daha hatırlatıyor.

Muğla’da 40 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren termik santrallere yakıt sağlamak amacıyla sürdürülen madencilik faaliyetleri, 2014 yılında özelleştirilerek LİMAK ve IC İÇTAŞ holdinglerinin iştiraki YK Enerji’ye devredildi. Şirketin faaliyetlerini hızlandırmasının ardından, 2019 yılında İkizköy sınırlarında yaşayan köylülere tahliye tebligatları gönderildi. O tarihten bu yana sürdürülen mücadele Akbelen Direnişi olarak tarihe geçti. 10 Ocak'2026’da Resmî Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Akbelen ormanı çevresindeki Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacaağaç ve Karacahisar mahallelerindeki 679 parsellik tarım arazisi acele kamulaştırılmıştı. Danıştay 6. Ceza Dairesi ise 5 Mayıs 2026’da verdiği kararda, bölgede "acelelik hali" bulunmadığı ve acele kamulaştırmanın uygulanması hâlinde giderilmesi güç veya imkânsız zararların doğacağını söyleyerek kamulaştırma kararlarının yürütmesini durdurmuştu. Bilirkişi keşif çalışmaları sırasında anayasal haklarını savunan İkizköylü Esra Işık da "görevi yaptırmamak için direnme" suçlamasıyla 31 Mart’ta tutuklanarak cezaevine gönderilmiş 11 Mayıs'ta ise tahliye etmişti.

Akbelenliler, bugün “acele” olarak tanımlanan kömür ihtiyacının neden yıllardır faaliyet gösteren termik santraller açısından acil hale geldiği sorguluyor ve yıllardır öngörülebilir olan enerji üretim sürecinin, mülkiyet hakkının sınırlandırılması için gerekçe oluşturamayacağı savunuyorlar.


Akbelen’de Kamu Yararı Kimin İçin? 1

2025 yılının Eylül ayında hayatını kaybeden Zehra Nine (Yıldırım) ile birlikte ağaca sarılan Esra Işık'ın bu fotoğrafı Akbelen direnişinin simgesi olmuştu. Fotoğrafı 26 Temmuz 2023 tarihinde belgeselci Selen Çatalyürekli çekmişti.

ÖMÜR UZATMA OPERASYONU

İkizköylüler, Akbelen’de açılmak istenen maden sahasının yeni bir enerji ihtiyacından kaynaklanmadığını somut verilere dayanarak ortaya koyuyor. Muğla’daki Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinin 1980’ler ve 1990’ların başında kurulduğu ve yaklaşık 30 yıllık teknik ömür için tasarlandığı belirtiliyor. Bugün 30 ila 40 yıl arasında kullanım süresine ulaşan santrallerin, kapatılmak yerine ömür uzatma yatırımlarıyla çalıştırılmaya devam ettiği ifade ediliyor. Akbelen’deki maden sahası, yeni enerji üretim ihtiyacını karşılamaktan çok mevcut santrallerin birkaç yıl daha çalışmasını sağlayacak kömürün teminine yönelik bir “ömür uzatma operasyonu”. Özelleştirme sonrasında ilk yatırım maliyeti amorti edilmiş, altyapısı kurulmuş ve üretim kapasitesi hazır tesislerin birkaç on yıl daha çalıştırılması şirketlere yeni yatırım yapmadan gelir üretme olanağı sağlıyor. Türkiye’deki kapasite mekanizması, alım garantileri ve kamuya satış imkanları şirket gelirlerini güvence altına alıyor. Santrallerin ömrünün 10–20 yıl daha uzatılması mümkün, ancak her ek yıl sağlık, çevre ve iklim maliyetlerini de artırıyor.

  “KAMU YARARI” NASIL TANIMLANIR?

Tartışmalı kararın en önemli başlıklarından birini de kamu yararı kavramı oluşturuyor. Akbelenliler Anayasa’nın 56. maddesine atıf yaparak herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu ve devletin çevreyi koruma yükümlülüğünün bulunduğu belirtiyor. Bu çerçevede kamu yararının yaşam hakkı, çevre sağlığı ve gelecek kuşakların korunması üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini savunuyorlar. Ancak, Akbelen’de kamu yararı enerji arzı, yerli kaynak kullanımı ve üretim sürekliliği gibi daha dar ekonomik gerekçeler üzerinden tanımlanıyor.

Gerçek bir kamu yararı değerlendirmesinde yalnızca kömür rezervi ve enerji ihtiyacına ilişkin şirket beyanlarının değil; santrallerin kalan ömrü, üretimin zorunluluğu, alternatif enerji seçenekleri, ormanlar, zeytinlikler, tarım toprakları, su varlıkları, sağlık maliyetleri, bölgesel planlama, geçim kaynakları ve yerleşimler üzerindeki etkilerin de değerlendirilmesi gerekiyor. Ayrıca üniversiteler, meslek odaları ve bağımsız bilim insanlarından alternatifli ve kümülatif etki değerlendirmeleri alınması; köylüler, çiftçiler, zeytin üreticileri, işçiler, sendikalar, dernekler ve bölge halkının karar süreçlerine doğrudan katılması gerekiyor. Bu koşullar sağlanmadan verilen kamu yararı kararının bağımsız, güncel ve bütüncül bir araştırmanın sonucu olarak kabul etmek mümkün değil.

242 BİN DÖNÜMLÜK ALANDA KAMU YARARI KARARI

Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG), 6 Temmuz 2024’te Akbelen bölgesindeki alanların da içinde bulunduğu 242 bin 40 dönümlük alan için “kamu yararı” kararı aldı. Söz konusu alanlarda zeytinlikler, tarım arazileri ve yerleşimler bulunuyor. Akbelen’deki acele kamulaştırma kararı, Temmuz 2024’te MAPEG tarafından alınan kamu yararı kararına ve Temmuz 2025’te TBMM’de kabul edilen 7554 sayılı torba yasaya dayanıyor. 

Son yıllarda maden ve enerji şirketlerinin çıkarlarını koruyan düzenlemelerle birlikte zeytinlikleri, ormanları ve tarım alanlarını koruyan yasal düzenlemeler istisnalar ve yeni düzenlemeler yoluyla aşındırılıyor. Zeytinlik alanlarda madenciliğe izin veren düzenlemeler, acele kamulaştırma uygulamaları ve çevresel etki değerlendirme süreçlerinin esnetilmesi de bu dönüşümün araçları.

KÖMÜRÜN GÖRÜNMEYEN MALİYETİ

Kömürün ekonomik değeri yalnızca üretilen elektrik üzerinden hesaplanamaz. Akbelenliler, Muğla’daki termik santrallerin her yıl yaklaşık 280 erken ölüme yol açtığının, 1982–2017 döneminde toplam yaklaşık 45 bin erken ölüm gerçekleştiğinin ve faaliyetlerin devam etmesi halinde 2018–2043 döneminde 5 bin 300 ek erken ölüm beklendiğinin hesaplandığını belirtiyor. 

Bunun yanı sıra yılda yaklaşık 61 bin iş günü kaybı, geçmişte toplam 12 milyon iş günü kaybı ve on binlerce hastane yatışı gerçekleşti. Santrallerden her yıl 1 tonun üzerinde cıvanın doğaya salındığı ve bu cıvanın gıda zincirine girdiği de belirtiliyor. Emisyonların da bölgesel ölçekte yayılarak Akdeniz havzasına kadar taşındığı biliniyor.


Akbelen’de Kamu Yararı Kimin İçin? 2

Akbelen Ormanı ve çevresinin Google Maps'teki 10 Eylül 2026 tarihli uydu görüntüsünde tahribat açıkça görülüyor.

Madencilik faaliyetleri doğal ekosistem, su kaynakları, ormanlar, zeytin varlığı ve verimli tarım toprakları üzerinde geri dönüşsüz tahribata yol açıyor. Akbelen bölgesindeki su kaynaklarının da madencilik faaliyetlerinin genişlemesiyle tahrip edildiği belirtilirken, bölgenin su jeolojisinin Milas ve Bodrum ilçeleri açısından hayati önem taşıdığı biliniyor. 

ELEKTRİK GELİRİNDEN DAHA YÜKSEK TOPLUMSAL MALİYET

 Yeniköy-Kemerköy santrallerinin yıllık elektrik üretiminden elde ettiği görünür değerin yaklaşık 500–600 milyon dolar seviyesinde olduğu; sağlık ve karbon maliyetleri birlikte değerlendirildiğinde ise yıllık toplumsal maliyetin 850 milyon ila 1,3 milyar dolar arasında hesaplandığı belirtiliyor. Kamu kaynaklarından YK Enerji’ye kapasite mekanizması kapsamında yapılan ödemeler de analizin ekonomik değerlendirmesinde önemli bir yer tutuyor.

2023 yılında Kemerköy Termik Santrali için 340 milyon 432 bin 626 TL, Yeniköy Termik Santrali için ise 115 milyon 348 bin 215 TL ödeme yapıldığı; toplam ödemenin 455 milyon 780 bin 842 TL olduğu aktarılıyor. 2018–2024 yılları arasında ödenen toplam tutarın ise 1 milyar 364 milyon 666 bin 135 TL olduğu buna karşılık şirketin 1,9 milyar TL zarar Şirketin 1,9 milyar TL zarar ettiğini açıkladığı belirtiliyor. 

ZEYTİNLİKLERİN EKONOMİK VE TOPLUMSAL DEĞERİ 

Zeytinlikler yalnızca tarımsal üretim alanları değil aile emeği, yerel istihdam, kooperatifleşme, kırsal turizm, gıda güvenliği ve kültürel süreklilik açısından da değerli. 40 bin ağaçlık bir zeytin varlığı yıllık yaklaşık 3,7 milyon ila 15 milyon dolar arasında genişletilmiş ekonomik değer üretiyor, bu değer 20 yıl ölçeğinde yüz milyonlarca dolara, 100 yıl ölçeğinde ise milyar dolara yaklaşıyor.

Muğla’da zeytincilik yaklaşık 3 bin yıllık bir geçmişe sahip ve on binlerce insanın geçim kaynağı. Bu nedenle zeytinliklerin değeri yalnızca elde edilen gelir üzerinden ölçülemez. Akbelenliler 40 bin ağaçlık bir zeytinliğin doğrudan 600 ila 1.000 kişinin geçimini sağlayabildiği, dolaylı etkilerle bu sayının birkaç bin kişiye ulaşabildiği belirtiyor. Kömür faaliyetlerinin ise daha sınırlı istihdam yarattığı ve ekonomik değerin daha dar bir kesimde yoğunlaştığı ifade ediliyor. Bu nedenle tartışmanın yalnızca iki farklı ekonomik büyüklüğün karşılaştırılması olmadığı; ekonomik faydanın kimler arasında ve nasıl dağıldığı sorusunu da içerdiği vurgulanıyor.

AKBELEN’DE TARTIŞILAN GELECEK

Paris Anlaşması, Avrupa İklim Yasası ve küresel finans sisteminde giderek belirleyici hale gelen ESG kriterlerinin kömürün geleceğini yüksek riskli ve finansmanı zorlaşan bir enerji kaynağı olarak tanımlıyor. Bu nedenle Akbelen’deki kömür genişlemesi çevresel sonuçların yanı sıra finansal ve hukuki riskler de taşıyor.

Akbelen’deki tartışma yalnızca kömür ile zeytin arasında bir tercih meselesi değil. Bir tarafta kısa vadeli üretim ve dar bir ekonomik fayda sağlayan kömür modeli; diğer tarafta uzun vadeli, sürdürülebilir ve daha geniş toplumsal fayda üreten bir yaşam ekonomisi bulunuyor.

Bu nedenle kamu yararı yalnızca üretim miktarıyla ölçülemez; sağlık, çevre, gelecek kuşaklar, ekonomik sürdürülebilirlik ve toplumsal adaletin de birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Akbelen ve çevresindeki kamulaştırma ve madencilik kararlarının gerçek anlamda kamu yararı, bilimsel gereklilik, çevresel taşıma kapasitesi ve toplumsal maliyetler temelinde yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. Akbelen’deki mücadele, yalnızca bir ormanın korunması olarak değil, kamu yararının nasıl tanımlanacağına ilişkin daha geniş bir tartışma olarak ele alınmalı