Sözkonusu rapor WWF tarafından her yıl gerçekleştirilen en büyük çevre hareketi olan Dünya Saati 2018 öncesinde yayımlandı. Açıklanan verilere göre Paris İklim Anlaşması’ndaki 2 derecelik hedef tutturulsa bile dünyamız bazı zengin doğal bölgelerinde tür çeşitliliğinin yüzde 25’ini kaybedecek. Akdeniz de alarm veren bölgeler arasında. Isınan dünyanın geleceği tehlikede. Küresel ısınma 2 dereceyle sınırlandırılsa bile Akdeniz’deki çoğu tür grubunun neredeyse yüzde 30’u, tüm bitkilerin ise üçte birinden fazlası risk altında kalacak.

Karbon salınımı kontrolsüz şekilde artmaya devam ettiği takdirde Amazon ve Galapagos gibi dünyanın en zengin doğal bölgelerindeki hayvan ve bitki türlerinin yaklaşık yarısının iklim değişikliği nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceği açıklandı. Akdeniz de iklim değişikliğinden yoğun etkilenecek bölgeler arasında yer alıyor. Artan sıcaklıkların, aynı düzeyde seyreden ya da azalan yağış miktarlarıyla birleşmesi; toprak nemliliğinin azalacağı ve kuraklık koşullarının görülme olasılığının artacağı anlamına geliyor. Bu da orman yangını riskleriyle ekosistemler, tarım ve insanlar üzerindeki olumsuz etkilerin artmasına neden olacak. Yılda 300 milyondan fazla ziyaretçi de Akdeniz’in kalan kaynakları üzerindeki muazzam baskıyı artırıyor.

Akdeniz’deki biyoçeşitlilik, iklim değişikliğinin düşük seviyelerde kaldığı durumda bile kırılganlık taşıyor. Küresel ısınma 2 dereceyle sınırlandırılsa bile çoğu tür grubunun neredeyse yüzde 30’u, tüm bitkilerinse üçte birinden fazlası risk altında kalacak. Mevcut politikaların devamı halinde bölgedeki biyoçeşitliliğin ortalama olarak yaklaşık yarısı kaybedilecek. Yayılım gösterecek memeliler ve kuşların bu duruma belli oranda uyum sağlayabileceği ifade ediliyor. Ancak uzmanlar habitatları halen önemli ölçüde bozulma ve parçalanmaya maruz kalmış bölgede bunun zor olacağına işaret ediyorlar.

Isınan Dünyanın Geleceği 1

Deniz Canlılarının Geleceği Tehlikede

Akdeniz’de yaşayan yeşil deniz kaplumbağası, iribaş deniz kaplumbağası ve deri sırtlı deniz kaplumbağası türleri Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından “tehlikede”, “kritik tehlikede” ve “düşük riskli” olarak sınıflandırılıyor. Bu türler iklim değişikliği tarafından ciddi ölçüde tehdit ediliyor. Kaplumbağalarda genellikle yuvanın daha altta kalan, daha serin kısmındaki yumurtalardan erkek yavrular çıkıyor. Sıcaklıkların artması, yumurtalardan sadece dişi yavruların çıkmasına ya da sıcaklık belli bir noktayı aştığında hiçbir yavrunun sağ kalmamasına sebep olabilir. 

Balinalar, yunuslar ve fokları kapsayan deniz memelilerinin açık denizlerden kıyı sularına kadar Akdeniz’de çok çeşitli habitatları bulunuyor. Deniz memelileri aynı zamanda çevresel koşullardan ve avlarının dağılımından da büyük ölçüde etkileniyor. Örneğin deniz suyu sıcaklıkları ve tuzluluk oranlarındaki değişimler, Akdeniz uzun balinasının avladığı tek tür olan kuzey krilinin dağılımını etkiliyor. Deniz memelileri geçmişte çevresel değişimlere uyum sağlama becerisi gösterdiler ancak bugünkü iklim değişikliğine yeterince hızlı tepki verip vermeyecekleri bilinmiyor.

Orkinos balıklarının çevrelerindeki sıcaklık değişimlerinden kuvvetli bir şekilde etkilenmeleri bekleniyor. Su sıcaklığındaki değişimlerin orkinoslar üzerinde, kalp işlevlerinin, üreme faaliyetinin, yumurtlama ve larva gelişiminin, yüzme becerilerinin etkilenmesini de içeren fizyolojik sonuçları bulunuyor. Örneğin, çizgili orkinos (Katshwonus pelamis) türünün, gelecekteki ısınmaya, ergin ve larva habitatını genişleterek karşılık vereceği tahmin ediliyor. Mavi yüzgeçli orkinosun (Thunnus thynnus) ise uygun habitatlarının daralacağı öngörülmesine rağmen, iklim değişikliğine uyum sağlayabilmek için uzun mesafe göç etme becerilerini kullanması bekleniyor.

Köpekbalıkları da iklim etkilerine duyarlı tür olarak değerlendiriliyor. İklimdeki dalgalanmalar; gelişim, üreme ve hayatta kalma becerilerini etkileyerek bu türün topluluk yapısını bozabilir, bolluk değerlerinde değişimlere, dağılımlarında kaymalara ve yerel ölçekte nesillerinin tükenmesine sebep olabilir. Büyük boyutları ve düşük doğurganlık oranları, türün iklim etkilerine karşı olan bu hassasiyetini artırıyor çünkü bu durum az sayıdaki görece büyük ve gelişkin genç köpekbalıklarını yetiştirmek için güçlü bir ebeveyn bakımı gerektiriyor.

Mersinbalığı da çevresel tuzluluk ve ısı oranlarındaki değişimlere karşı duyarlı olan bir başka tür. Yaşanan değişimler bu balıkların fizyolojik işlevlerini etkiliyor. Yok olma tehlikesi altındaki Avrupa mersinbalığının yayılım alanı sınırları, uygun habitat alanlarını daraltan iklim değişikliğinin fazlasıyla etkisi altında kaldı. Adriyatik mersinbalığının tuzluluk oranındaki değişimlere uyum gösterdiği tespit edildi. Ancak sıcaklık ve tuzluluk oranlarındaki değişim aralığının iklim değişikliğine bağlı olarak genişlemesi bekleniyor. Bu durum popülasyonların genel uyumluluğunu zorlayıcı bir etken haline gelebilir.

Isınan Dünyanın Geleceği 2

Dünyadaki Diğer Kritik Bölgeler

Güneybatı Avustralya, Amazon Guyanası ve Afrikalı vahşi kopeklere ev sahipliği yapan Miombo ağaçlıkları iklim değişikliğinden en çok etkilenen bölgeler olacak. Küresel anlamda 4 - 5 derecelik bir sıcaklık artışı olursa bu bölgeler birçok bitki ve hayvan türü için yaşanmaz hale gelecek. İklim değişikliğinin getirdiği tehlikelerden bazıları şöyle:

• Miombo ağaçlıklarında ve Güney Afrika’da amfibilerin yüzde 90’a yakını, kuşların yüzde 86’sı, memelilerin yüzde 80’i yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor.

• Amazon, bitki türlerinin yüzde 69’unu kaybedebilir.

• Güneybatı Avustralya’da amfibilerin yüzde 89’u yok olabilir.

• Madagaskar’da bulunan türlerin yüzde 60’ı risk altında bulunuyor.

• Günde 150 - 300 litre su tüketmesi gereken Afrika filleri su kıtlığı tehlikesiyle karşılaşabilir.

• Sundarban kaplanlarının üreme alanlarının yüzde 96’sı yükselen su seviyesi nedeniyle sular altında kalabilir.