Dünyaca ünlü eko-feminist yazar ve aktivist Dr. Vandana Shiva Yedikule Bostanları’nı ziyaret ederek, dozerler ve yıkım ekiplerinin ardından tarihi bostanlarda umut tohumları ekti. Magma Dergisi’nin sorularını yanıtlayan Shiva, binlerce yıllık tarihi bostanların ardından gezegendeki yaşamın sürdürebilirliğini kaybedeceğimizi belirterek “Zeka ile aptallık arasında geçen bir mücadele bu. Çünkü sadece aptallar böylesine tarihi bir mirası yok etmek isteyebilir. Aslında tam olarak çürüme ile doğru yaşam arasında bir savaş yaşanıyor” dedi.

Dünyanın pek çok modern şehrinde kent tarımını geliştirmek için binlerce yöntem denendiği bir zamanda tarihi bostanlarını kaybetmek istemeyen insanlarla dayanışma için buradasınız. Tam olarak neyi kaybettiğimizi nasıl özetlerdiniz?

Binlerce yıllık bostanların ardından gezegendeki yaşamın sürdürülebilirliğini kaybedeceğiz. İnsanlığın inşa ettiği ile evrenin yarattığı arasındaki bağı kaybediyoruz ki bu tarihi surları, bahçeyi kaybetmekten daha dramatik. Burada kaybettiğimiz şey aslında insanlığın bilgi-birikimidir. İnsanlık için bu birikim yükselen binalardan çok daha gerekli ve faydalı. O şaşalı binalar gelip geçici; bakın Çin’de çoktan geçti bile. Barınakları yıkılan bostancılar, insanlara iyi yiyecek üretmek için çalışıyor. Yedikule Bostanları’nda toplum için doğru olanı yaparak geçinebilme özgürlüğümüzü kaybediyoruz.

Bir savaş yaşandığını söylemiştiniz. Bu savaşın tarafları kimler?

Evet bu bir savaş. Bu bahçelerin ne kadar değerli ve önemli olduğunu göremeyen bir körlük ve bu mirası kavrayanlar arasında. Zeka ile aptallık arasında geçen bir mücadele bu. Çünkü sadece aptallar böylesine tarihi bir mirası yok etmek isteyebilir. Aslında tam olarak çürüme ile doğru yaşam arasında bir savaş yaşanıyor.

Sizin ülkeniz Hindistan’da da büyük tehdit altında olan tarım arazileri var. Dünya ölçeğinde meseleye baktığınız zaman ne görüyorsunuz?

Hindistan’da da binlerce yıldır tarım yapıyoruz. Ve orada da tarım topraklarımız yok ediliyor. Dünyanın her ülkesinde politikacıları kendi hizmetçilerine çeviren kaynakları ve toplumların ortak mirasını çalarak kısa sürede çok para kazanmak isteyen bir avuç şirket var. Tüm dünyada bir gangsterler ekonomisi ile karşı karşıyayız. Bu gangsterler demokrasiyi yok ediyor, güvenliğimizi yok ediyor. Bir avuç toprağa göz dikip onu şiddetin tüm mekanizmalarını kullanarak ele geçirmek istiyorlar.

İşin diğer tarafındaki yaşam savunucuları için neler söylemek istersiniz?

Dayanışma hayati öneme sahip. Eğer yerel çiftçiler kendileri arasında dayanışma içinde olmasalardı hala topraklarının üzerinde direnmeleri de mümkün olamazdı. Bu zavallı buldozerler buraya her geldiğinde bu dayanışma kuvvetiyle yüzleşmeli. Dayanışma sadece yerel anlamda değil dünya çapında da hayati önemde. Bu yüzden buraya geldim, bu yüzden bu bahçeye umut tohumları ekiyorum. Çünkü tüm dünyada insanlar dayanışma içinde “toplumun hangi kesiminden olduğumuzu önemsemiyoruz, bin 500 yıllık bahçelerimizin yok edilmesini önemsiyoruz” demeli. Tüm insanlar el ele verip “bahçeler gelecektir, geleceğin deliliği savaşlar ve bombalardır” demeli.