Doğanın ve orman ekosistemlerinin bütünlüğü üzerine süregelen tartışmalara bir yenisi daha eklendi. 17 Eylül 2026 tarihli ve 11787 karar sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye'nin dört bir yanındaki 27 ilde bazı alanlar orman sınırları dışına çıkarıldı. 


27 İlde Ormanların Sınırları Değişti 1


İlgili karara göre, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun Ek 16'ncı maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarılan alanların bulunduğu 27 ilimiz şunlar: Afyonkarahisar, Ankara, Balıkesir, Bingöl, Bolu, Bursa, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Elazığ, Eskişehir, Gümüşhane, Isparta, İstanbul, Karaman, Kayseri, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mersin, Muğla, Sinop, Sivas, Tokat, Trabzon ve Uşak. 

Kararda, ekosistem dengesini şeklen de olsa telafi etmeye yönelik bir şart bulunuyor: Orman sınırı dışına çıkarılan bu alanların “en az iki katı büyüklüğünde”, devletin hüküm ve tasarrufu altında veya Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlar, yeni ormanlar tesis edilmek üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Orman Genel Müdürlüğüne (OGM) tahsis edilecek.

Bu karar aslında bir ilk değil. İşlemin dayanağı olan 6831 sayılı Orman Kanunu'nun Ek 16'ncı maddesi Nisan 2018'de (7139 sayılı Kanun ile) mevzuata eklendi ve uygulanmasına ilişkin yönetmelik 2021 yılında yürürlüğe girdi. Bu tarihten itibaren birçok kez benzer Cumhurbaşkanı Kararları yayımlandı. Örneğin, Aralık 2022'de yayımlanan 6445 sayılı kararla Sakarya, Kocaeli, Zonguldak, Rize ve Balıkesir'de; sonraki yıllarda ise farklı illerde benzer şekilde orman sınırları dışına çıkarma işlemleri gerçekleştirildi. Kısacası, son yıllarda bu madde işletilerek parça parça alanların orman dışına çıkarılması sık rastlanan bir hukuki ve idari süreç haline gelmiş durumda. 

Orman Vasfı Dışına Çıkarılan Alanlara Ne Oluyor?

Ek 16. Madde kapsamında orman dışına çıkarılan alanlar, kamuoyunda uzun yıllar tartışılan “2B” arazilerine benzer bir sürece tabi tutuluyor, ancak teknik olarak farklı bir kapsama sahip. Bu alanlar genellikle şu kriterlere göre seçiliyor: 

* Bilim ve fen bakımından orman olarak korunmasında yarar görülmeyen, tarım alanına dönüştürülmesi de mümkün olmayan yerler,

* 28 Nisan 2018 tarihinden önce üzerinde fiilen yerleşim yeri (ev, mahalle vb.) bulunan alanlar,

* Yerleşim yeri oluşturulması uygun olan taşlık, kayalık, verimsiz ve fiilen orman vasfı taşımayan araziler.

 Orman vasfını kaybeden bu araziler hukuken doğrudan Hazine adına tescil ediliyor. Pratikte ise bu alanların akıbeti genellikle yapılaşma ile sonuçlanıyor. Üzerinde halihazırda yapı bulunan alanlar hak sahiplerine (kullanıcılarına) satılabiliyor veya devredilebiliyor. Boş olan taşlık ve kayalık alanlar ise kentsel dönüşüm, yeni yerleşim yerlerinin inşası (örn. TOKİ projeleri) veya çeşitli altyapı ve enerji projeleri için kullanıma açılıyor.


27 İlde Ormanların Sınırları Değişti 2


17 Eylül tarihli Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle orman sınırları dışına çıkarılan alanların 3 bin 882 hektarı Ankara Kızılcahamam'da.

 "Kâğıt Üzerindeki Telafi Gerçekleşiyor mu?" 

Peki, kararda bahsedilen "iki katı alanın ormanlaştırılması" şartı gerçeği ne kadar yansıtıyor? Orman politikaları uzmanı Doç. Dr. Cihan Erdönmez, X hesabından yaptığı açıklamada bu konudaki devasa çelişkiye ve Ankara Kızılcahamam detayına dikkat çekti. Erdönmez'in paylaştığı verilere göre, bugünkü kararla orman sınırları dışına çıkarılan alanların sadece Ankara Kızılcahamam'daki kısmı bile tek başına 3 bin 882 hektar büyüklüğünde. Ek 16'ncı maddenin, orman dışına çıkarılan alanın en az iki katı büyüklüğünde Hazine arazisinin OGM'ye verilmesini öngördüğünü hatırlatan Erdönmez, şu çarpıcı tespiti yapıyor: "İlgili kararlarda nerelerin OGM'ye verildiğine dair bir bilgi bulunmadığı gibi, OGM'den de bu konuya ilişkin kamuyu bilgilendiren bir açıklama yapılmıyor. Fakat OGM tarafından açıklanan ağaçlandırma istatistiklerine bakıldığında; 2021-2025 yılları arasındaki beş yılda yapılan toplam orman dışı ağaçlandırma miktarı 3 bin 192 hektar. Yani koskoca beş yılda Türkiye genelinde yapılan ağaçlandırma, bugün sadece Kızılcahamam'da orman sınırları dışına çıkarılan alandan bile daha az.

Ortaya çıkan bu tablo, doğa koruma uzmanlarının ve ekologların endişelerini haklı çıkarıyor. Milyonlarca yılda oluşan köklü bir orman florasının ve yaban hayatı habitatının bütünlüğü, harita üzerinde başka bir bölgeye fidan dikilerek (kaldı ki istatistikler bu telafinin niceliksel olarak da yapılamadığını gösteriyor) aynı ekolojik işlevle telafi edilemiyor. Doğanın dengesi, maalesef bürokratik metrekare hesaplarından çok daha fazlasını talep ediyor.