Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Sarıaltun başkanlığında yürütülen kazılarda madencilik işliği yerleşmenin batı kesiminde açığa çıkarıldı. Yaklaşık 5 metrekarelik alanı kapsayan işliğin çevresinde en az 6 dikme deliği, merkezinde ise taş döşemeli çalışma alanı tespit edildi. Dikme delikleri, çalışma alanının üzerinin bir gölgelikle örtülmüş olabileceğini ve üretim mekânının bilinçli biçimde düzenlendiğini göstermesi bakımından önem taşıyor.


9 Bin Yıllık Madencilik İşliği 1

İşliğin merkezinde 18, işlik ve yakın çevresinde ise yaklaşık 24–25 malakit örneği bulundu. Daha geniş çalışma alanındaki malakit (parlak yeşil renkli bir bakır karbonat minerali) ve bakır buluntularının sayısı yaklaşık 42’ye ulaştı. Buluntular arasında ham malakit parçalarının yanı sıra yarı işlenmiş ve işlenmiş malakitler, bakır boncuklar ve çeşitli bakır nesneler yer aldı.

Ham Maddeden İşlenmiş Ürüne Üretimin İzleri

Buluntuların ham maddeden yarı mamul ve işlenmiş ürüne kadar farklı üretim aşamalarını temsil etmesi, Çayönü Tepesi’nde madenciliğin yalnızca ham madde temini veya kullanımından ibaret olmadığını ortaya koydu. Yeni veriler, uzmanlaşmış üretim faaliyetlerinin belirli çalışma alanlarında gerçekleştirildiğini de gösterdi.

Çayönü’nde bakır ve malakit kullanımının izleri MÖ 9100’lere kadar uzanırken MÖ 6900–6800’e tarihlenen yeni işlik, bu geleneğin yaklaşık 2 bin yıllık bir süreç boyunca devam ettiğini gösteren önemli bir arkeolojik veri niteliği taşıyor.


9 Bin Yıllık Madencilik İşliği 2

Çayönü'nün Kültürel Sürekliliğine Dair Yeni Veriler

2026 yılı kazıları, yerleşmenin kültürel sürekliliğine ilişkin yeni veriler de sundu. Batı alandaki çalışmalarda Çanak Çömlekli Neolitik Dönem’in erken aşamalarından Proto-Hassuna kültürüne ait nitelikli çanak çömlekler tespit edildi. Yaklaşık M.Ö. 6800–6600 yıllarına tarihlenen buluntuların kesin kronolojisinin devam eden Karbon-14 ve diğer arkeometrik analizlerle daha ayrıntılı biçimde ortaya konulması planlanıyor.


9 Bin Yıllık Madencilik İşliği 3


Üretim alanının mimari olarak tanımlanabilmesi, ham madde ile farklı üretim aşamalarındaki malzemelerin aynı bağlamda ele geçmesi ve işliğin bütüncül olarak belgelenebilmesi nedeniyle keşif, 2026 yılı Çayönü Tepesi kazı sezonunun en önemli buluntularından biri olarak değerlendiriliyor.

Ergani Ovası'nda, Dicle Nehri'nin kenarında yer alan Çayönü Tepesi, 1963'te yüzey araştırmaları sırasında keşfedildi. İlk kazılar, Dr. Halet Çambel ve Prof. Dr. Robert J. Braidwood tarafından 1964'te başlatıldı. Çayönü Tepesi, Hilar köyünün hemen kuzeyinde bulunan eski adı Kotaberçem (Çayboyu) olan tarih öncesi döneme tarihlenen bir höyük. Çayönü, tarımdan hayvancılığa, madencilikten mimariye, ölü gömme geleneklerinden günlük yaşamdaki bütün veriye, boncuklarına, yaptıkları figürlere, yedikleri, içtikleri yiyeceklere kadar birçok açıdan detaylı veriler sunan bir yerleşme.

Çayönü kazıları, zorlu bir hayatta kalma mücadelesinin sonucu yerleşikliği bir çıkış yolu olarak gören topluluklar algısını yıkarak bugün Neolitik olarak adlandırdığımız dönemde oldukça gelişkin toplulukların yaşadığını ortaya koymuştu. Çayönü'nde bir yerleşimin nasıl değiştiği, yani neolitiğin sadece bir üretim modeli değil barınak kavramının mimariye dönüşmesi, mimarinin konuta dönüşmesi ve bir köy yaşantısının gelişmesi adım adım 3 bin yıllık süreç içerisinde izlenebiliyor.