Tayland’ın Çiang Mey (Chiang Mai) kentindeki Patara Fil Çiftliği’nde bir günlük fil bakıcısı eğitimini tamamladığımda aklımda birçok soru işareti kaldı. Fillerin sağlıklı olup olmadığını anlayabilmek, onları beslemek ve temizlemek güzeldi ancak orman içinde serbestçe dolaşamamaları beni rahatsız etmişti. Çiang Mey’de, filleri korumak için yürütülen turizm destekli bu ve benzeri çalışmalar fil nüfusunu artırmaya, filleri sirkler ve acımasız turizm endüstrisinin elinden kurtarmaya çalışıyor. Orada henüz dünyaya gelmiş bir bebek filin annesine alıştırılmaya çalışıldığına tanıklık etmiştim. Annesi tüm hayatını sirkte geçirdiği için yavrusunu kabullenmekte zorlanıyordu. İnsanın doğaya müdahalesinin nereye varacağını kestirmek zor...

İnsanın fillere verdiği eziyet sirklerle sınırlı değil. Fillerin başı, fildişi avcılarıyla da dertte. Son tahminler, yılda yaklaşık 20 bin filin dişleri için öldürüldüğünü belirtiyor. Hedefte fildişleri var ama filler bazen eti için de öldürülebiliyor. İnsanın para hırsı ve bencilliği, filleri tarihin en kanlı ve gaddar saldırılarına maruz bırakıyor. Sadece 2012’de, Kamerun’daki Bouba Ndjidah Ulusal Parkı’nda 300’den fazla filin el bombaları ve makineli tüfeklerle öldürülmesinde olduğu gibi... Katiller filleri öldürdükten sonra fildişlerini çıkartmak için hayvanların yüzlerini kesiyor ve 5-6 tonluk vücudu orada bırakıyor. Kaçak avcılığın arkasında El Kaide, El Şebap ve Tanrı’nın Direniş Ordusu gibi terör örgütleri de var. Fil Eylem Birliği’nin (FEB) yaptığı gizli bir araştırmaya göre Kenya’daki fildişi kaçakçılığı Somali merkezli El Şebap örgütünün mali kaynağının yüzde 40’ını oluşturuyor. FEB’in bizzat tanıklık ettiği ve belgelediği bu ticaretin El Şebap’a ayda 200 ila 600 bin dolar civarında gelir sağladığı belirtiliyor. Bu da aylığı 300 dolardan 5 bin silahlı teröristin maaşı demek.

Kaçak avcılık öncesi Afrika’daki filler için en büyük tehdit, insan nüfusunun artmasıyla hızlanarak yaşam alanlarını yok eden tarım ve “kalkınma” faaliyetleriydi. Fildişi avcılığı hep vardı ancak bu boyutta değildi. Koruma programları sayesinde fil nüfusu artışa geçmişti. 2010’dan beri kaçak avcılığın artarak devam ettiği biliniyor, bu da endişeyi artırıyor. Bugün Afrika’da yarım milyon civarında fil olduğu tahmin ediliyor ancak gerçek rakam 2015 yılı ortalarında açıklanması beklenen “büyük fil sayımı”ndan sonra belli olacak. Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) Afrika Türlerini Koruma Programı Kıdemli Yöneticisi Matthew Lewis de son sayımı bekliyor. Tahminler Afrika’daki fil sayısının yarım milyondan daha az olduğu yönünde. “Son yıllarda kaçak avcılık sonucu öldürülen fillerin sayısının doğal nüfus artışının önüne geçtiği kesin; bu da fil sayısının büyük olasılıkla azaldığın anlamına geliyor” diyen Lewis sözlerine şöyle devam ediyor: “En büyük saldırıya Kongo ormanlarında yaşayan filler maruz kaldı. 2002 ile 2013 arasında sayıları en az yüzde 65 oranında azaldı. Bu kaybı, aynı zaman diliminde geniş çayırlarda (Savana) yaşayan fil nüfusundaki artışla kapatmaya çalıştık ancak kayıplar kazançtan fazla ve toplamda fil nüfusu azalıyor. Kaçak avcılık böyle sürerse önümüzdeki yıllarda bazı bölgelerde fil soyu tükenecek, sadece yalıtılmış fil grupları kalacak...”

Lewis’in öngörüsü sayılara da yansımış. Bazı kaynaklar son üç yılda öldürülen fil sayısının 100 binden fazla olduğunu belirtiyor. 1975’te yürürlüğe giren Nesli Tehlike Altındaki Türlerin Ticaretine İlişkin Sözleşme’nin (CITES), Yasadışı Fil Cinayetlerini İzleme Programı (MIKE) bu konudaki en güncel verilere sahip. Afrika’daki fil nüfusunun yüzde 40’ını takip eden bu program, 2011 yılında izlenen nüfusun yüzde 7,4’ünün kaçak avcılığa kurban gittiğini belirtiyor. Afrika’daki fil nüfusunun yarısını bile kapsamayan bu alanlardaki ölümlerin oransal ifadelerden kurtarılmış hali şu: 2011 yılında, gözlemlenen alanlarda öldürülen fillerin sayısı 17 bin. Peki ne için? Evinizdeki fildişi satranç takımı, bir biblo, tespih ya da özellikle Ortadoğu’da pek sevilen bir hançer için. Yetmiş yaşına kadar yaşayabilecek filleri 70 yıl boyunca izlemek yerine günde 70 saniye bile bakmadığı bir bibloyla değişen insanoğlu var karşımızda.