İzmir’in günümüzden 8500 yıl önce Yeşilova Höyüğü’nde başlayan öyküsü Yassıtepe ve İpeklikuyu höyüklerinden sonra Smyrna adıyla bugünkü Bayraklı’da ve son olarak Hellenistik dönemde Pagos Dağı (Kadifekale) eteklerinde kurulan aynı ada sahip yeni kentte devam etti. Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinin ardından 1317’de Aydınoğulları topraklarına katılan İzmir, 17. yüzyıldan itibaren farklı etnik ve dini kimliklerin bir arada yaşadığı büyük bir liman kentine dönüştü. Kadifekale eteklerinden batıya yani körfeze doğru uzanan kentin kalbi, günümüzdeki Anafartalar Caddesi’nin sınırlandırdığı iç liman çevresinde yer alan Kemeraltı Çarşısı’nda atıyordu. İç limanda 12. yüzyıl sonu ya da 13. yüzyıl başında Bizanslılar tarafından inşa edilen ancak uzun süre Cenevizliler tarafından kullanılan ve Liman Kalesi, Ok Kalesi, Ceneviz Şatosu gibi çeşitli adlarla anılan Aşağı Kale, uzun yüzyıllar boyunca kentin güvenliğinin sağlanmasındaki en önemli aktörlerdendi. Yaşanan savaşlar nedeniyle birçok kez yıkılıp yeniden inşa edilen Aşağı Kale son olarak 1480 yılında Osmanlı Sultan II. Mehmed (Fatih) döneminde tekrar inşa edildi ve sağladığı güvenlik nedeniyle 17. yüzyılda ticaretin canlanmasında büyük rol oynadı. İzmir tarihinin bu önemli yapısı harap olduğu gerekçesiyle 1872 yılında yıktırıldı.

Kemeraltı Çarşısı başlangıçta iç limanın doğu ve güneyinde konumlanmışken 18. yüzyılda dolgularla büyüyerek günümüzdeki sınırlarına ulaştı. Bünyesinde bedesten, han, mağaza, depo, dükkân gibi ticari yapıların yanı sıra cami, medrese, çeşme, sebil, şadırvan gibi çok sayıda hayır yapısı barındıran muhteşem bir doku oluştu çarşıda. Bu yapılar, kentte sıkça yaşanan deprem ve yangınlar nedeniyle birçok kez onarılarak ya da yeniden inşa edilerek günümüze ulaşabildi.

Çarşının anıtsal yapıları arasında en önemli grubu şüphesiz ki camiler oluşturmaktadır. İç liman sınırları boyunca birer inci tanesi gibi dizilen Hisar, Şadırvan, Kestanepazarı, Başdurak ve Kemeraltı camileri ile ticaret alanının güneybatısında yer alan Salepçioğlu Camisi çarşının en görkemli yapılarıdır. 16. yüzyıl sonunda yani kentin yıldızının henüz parlamaya başladığı yıllarda Aşağı Kale’nin hemen güneyine inşa edilen Hisar Camisi dışındaki beş caminin ortak özelliği, fevkani yani iki katlı olarak inşa edilerek ticaretle bütünleşmeleridir. Bu yapılar kadar anıtsal olmamasına karşın çarşının körfezle buluştuğu Konak Meydanı’nın simge yapısı Yalı Camisi’ni de unutmamak gerekir.

Hisar (Molla Yakub) Camisi

Adını iç limanın kuzey ucundaki Aşağı Kale’den alan ve günümüze ulaşamamasına karşın kalenin anısını adıyla yaşatan Hisar (Molla Yakub) Camisi, kuzeyindeki Hisarönü Meydanı ve batısındaki Kızlarağası Hanı ile birlikte çarşının en önemli simge yapılarındandır. Kenti 1671’de ziyaret eden ünlü seyyah Evliya Çelebi’nin verdiği kitabesine göre 1591-92 yılında Molla Yakub adlı bir kişi tarafından inşa ettirilmiştir.

Kemeraltı'nın Tarihi Camileri 1

Hisar (Molla Yakub) Camisi

Merkezde büyük bir kubbe, doğu ve batıda ikişer, kuzeyde ise beş küçük kubbe ile örtülü merkezi planlı bir ibadet mekânına sahiptir Hisar Camisi. Merkezdeki büyük kubbe, altısı bağımsız dördü güney duvarına gömülü silindirik kesitli payelerle taşınmaktadır. Kuzeyde yedi birimli bir son cemaat yeri vardır. Kuzeybatı köşedeki minare, kitabesine göre erken Cumhuriyet yıllarının simge devlet adamlarından Vali Kazım Dirik tarafından 1927 yılında inşa ettirilmiştir. Yapıda 2018-2019 yıllarında gerçekleştirilen onarım çalışmalarında elde edilen veriler, kubbeleri taşıyan silindirik kesitli olan payelerin özgünde sekizgen olduğunu, 1927 yılında demir lamalarla sarılarak silindiriğe dönüştürüldüklerini ve özgünde taş olan kompozit başlıkların da payelerle uyumlu hale getirmek amacıyla alçıyla büyütüldükleri ortaya çıkmıştır.

Kemeraltı'nın Tarihi Camileri 2

Hisar (Molla Yakub) Camisi'nin kubbesi.

Günümüze çok sayıda onarımla ulaşan yapıyı, anıtsallığının yanı sıra ibadet mekânında yer alan batılılaşma dönemine özgü süslemeleri de ilgi çekici kılmaktadır. Mihrap, minber, vaaz kürsüsü, pencere alınlıkları ve payelerin başlıklarında Barok karakterli zengin alçı ve taş süslemelere yer verilmiştir. Minber kapısındaki kitabeden, minber ve ibadet mekânı girişi üzerindeki hatların ünlü İzmirli hattat Ali Vehbi’ye ait olduğu anlaşılmaktadır. Ali Vehbi’nin 1814 tarihli Dönertaş Sebili ile aynı tarihlere ait olduğu anlaşılan Çeşme’deki İlyaszade Çeşmesi’nde de imzasına rastlanmaktadır.   

Kemeraltı'nın Tarihi Camileri 3

Hisar Camisi mihrabından detay.

İzmirlilerin anılarında özel bir yeri bulunan ünlü Klasik Türk Mûsikisi bestecisi Mehmet Râkım Elkutlu’nun 1892 yılından vefat ettiği 1948 yılına kadar Hisar Camisi’nin imam-hatipliğini yapmış olması da yapının simge değerine katkı sağlayan özellikleri arasındadır.

Şadırvan (Niflizade) Camisi

Çarşının bir diğer görkemli yapısı Şadırvan (Niflizade) Camisi’dir. Olasılıkla inşa kitabesine dayanarak Evliya Çelebi’nin Bıyıklıoğlu, Kâtip Çelebi’nin ise Niflizade Camisi olarak adlandırdığı yapı, zemin kattaki tonozlu çarşı üzerinde yükselen fevkani camilerdendir. Evliya Çelebi yapının inşa tarihi olarak 1636-1637 yılını verir ve İstanbul Rüstem Paşa Camii gibi gece gündüz cemaati bulunan, on bir basamak taş merdiven ile çıkılan bir fevkani cami olduğunu söyler. Beyaz inciye benzeyen aydınlık, sanatlı ve ferah, kurşun ile örtülü nurlu bir yapı olduğunu ifade ederek, dar yerde bulunduğundan avlusunun olmadığını ancak çarşı içinde abdest havuzuna sahip olduğunu da sözlerine ekler.

Kemeraltı'nın Tarihi Camileri 4

Şadırvan (Niflizade) Camisi

Şadırvan Camisi, 1688 depreminde hasar görmüş, Sultan II. Süleyman (1687-1691) tarafından yeniden inşa ettirilmiştir. Bu yönüyle çarşıda, hatta İzmir’de bir sultan vakfınca desteklenen nadir yapılardandır. İbadet mekânının kuzey girişi üzerindeki kitabeden caminin 1814-1815’de bir onarım geçirdiği öğrenilmektedir.

Kemeraltı'nın Tarihi Camileri 5

Şadırvan (Niflizade) Camisi'nin ibadet mekânı.

Adını birbirine yuvarlak kemerlerle bağlı sekiz sütunlu şadırvandan alan yapının ibadet mekânı merkezi planlıdır. Sekiz destekle taşınan bir kubbenin örttüğü merkezi hacim, doğu, batı ve kuzeyden kubbe ve çapraz tonozlarla örtülü birimlerle genişletilmiştir. Kuzey ve batıdan son cemaat yeri ile çevrelenen yapının güneydoğu köşesinde bir minaresi vardır. Batısında şadırvan üzerinde yükselen sekizgen planlı bir kütüphane ve saatlerin saptanmasında kullanılan bir muvakkithane yer alır. Kütüphane 1834-1835’de Kapanizadeler tarafından inşa ettirilmiş, şadırvan da aynı tarihte onarılmıştır.

Kemeraltı'nın Tarihi Camileri 6

Şadırvan Camisi'nin kubbesindeki mimari tasvirlerden örnekler.

Şadırvan Camisi anıtsal mimari tasarımının yanı sıra Batılılaşma dönemine özgü süslemeleri ile de dikkat çekici bir yapıdır. Kent merkezinde yer alan camiler arasında ibadet mekânı ve şadırvan kubbelerinde panoramik manzaralar ve mimari tasvirlerden oluşan süslemeler içeren tek örnektir. Minber ve vaaz kürsüsü zengin birer taş işçiliği ürünüdür.

Kemeraltı'nın Tarihi Camileri 7

Şadırvan Camisi şadırvan kubbesi.

Minberin korkuluk kısmında kıvrım dallar, aynalık kısmında ise madalyon içerisinde çiçek motiflerine yer verilmiştir. Vaaz kürsüsü volütlü kıvrım dallarla süslenmiştir. Mihrap nişinde bir perde motifi ve nişin iki yanında dikdörtgen panolar içerisinde kalemişi bitkisel örnekli süslemeler görülmektedir. İbadet mekânındaki kemerler ve pencere alınlıkları da alçıdan bitkisel örnekli süslemelerle donatılmıştır.

Kestanepazarı Camisi

Dükkân ve depolardan oluşan bir zemin kat üzerinde yükselen Kestanepazarı Camisi de kentteki birçok yapı gibi çeşitli onarımlarla hatta yeniden inşa edilerek günümüze ulaşabilmiştir. Belgelerde Kızıl İbrahim Ağa Mescidi ve Eminzade Ahmed Ağa Camisi gibi adlarla anılan yapının inşa tarihi, pek çok araştırmacı tarafından Kemeraltı Camisi ile karıştırılarak 1667-1668 olarak verilmiştir. Bu karışıklığın nedeni, Evliya Çelebi’nin metnini verdiği Kemeraltı (Çavuşzade Ahmed Ağa) Camisi kitabesinin Kestanepazarı Camisi’ne ait olduğu şeklinde yorumlanmasıdır.

Kemeraltı'nın Tarihi Camileri 8

Kestanepazarı Camisi.

Yapının yerinde önceleri Kızıl İbrahim Ağa Mescidi’nin bulunduğu, bu yapının yerine 1731’de Eminzade Hacı Ahmed Ağa’nın yeni bir cami inşa ettirdiği bilinmektedir. İnşa edilen yeni caminin 1868 yılında meydana gelen depremde yıkılması üzerine Mısırlı Hacı Hüseyin Nuri Efendi tarafından tekrar inşa ettirilmiştir.

Kemeraltı'nın Tarihi Camileri 9

Kestanepazarı Camisi'nin batı cephesi.

İbadet mekânı, merkezde büyük, köşelerde küçük birer kubbeyle, aralarda kalan birimlerde ise beşik tonozlarla örtülüdür. Kuzeyde kubbelerle örtülü üç birimli bir son cemaat yeri, batı cephesinin kuzey kanadında bir minaresi vardır. Kubbe göbeği, mihrap tepeliği ve güney duvarındaki sütun başlıkları Batılılaşma dönemine özgü zengin alçı süslemelere sahiptir. Mihrabın mukarnaslı kavsarası, Selçuk’taki ünlü İsa Bey Camisi’nden getirilmiştir. Ayrıca ibadet mekânının kuzey girişinde yer alan Tevbe Suresi’nin 18. Ayetini içeren kitabe de Selçuk İsa Bey Camisi’nden taşınmıştır.

Başdurak / Başoturak (Hacı Hüseyin) Camisi

Çarşıyı taçlandıran bir diğer fevkani cami, Anafartalar Caddesi ile Kestelli Caddesi’nin kesiştiği noktada yer alan Başdurak / Başoturak (Hacı Hüseyin) Camisi’dir.

Kemeraltı'nın Tarihi Camileri 10

Başdurak / Başoturak (Hacı Hüseyin) Camisi'nin kuzey cephesi.

Evliya Çelebi’nin liman kenarında, iki katlı, kurşun örtülü ve kalabalık cemaati bulunan bir yapı olarak tanımladığı cami, günümüze ulaşamayan kitabesine göre Hacı Hüseyin adlı bir kişi tarafından 1651-1652’de inşa ettirilmiştir. Ancak kentteki birçok yapı gibi çeşitli onarım ve yeniden inşa faaliyetleriyle günümüze ulaşabilmiştir. 1742 yangınında harap olarak yeniden inşa edildiği bilinmektedir.

Kemeraltı'nın Tarihi Camileri 11

Başdurak / Başoturak (Hacı Hüseyin) Camisi'nin güneybatıdan genel görünümü.

İbadet mekânı girişi ile avlu girişi üzerindeki kitabelerden de 1774-75 ve 1894 yıllarında onarıldığı öğrenilmektedir. Zemin katında depo ve dükkânların bulunduğu yapıya kuzeyde yer alan merdivenlerle ulaşılmaktadır.

Kemeraltı'nın Tarihi Camileri 12

Başdurak / Başoturak (Hacı Hüseyin) Camisi'nin ibadet mekânı.

Kubbeyle örtülü kare planlı bir ibadet mekânı, kuzeyde üç birimli bir son cemaat yeri ve kuzeybatı köşedeki minareden oluşmaktadır.

Kemeraltı'nın Tarihi Camileri 13

Başdurak / Başoturak (Hacı Hüseyin) Camisi'nin mihrabından detay.

Mihrap, minber, vaaz kürsüsü, pencere kemerleri ve sütun başlıklarında Batılılaşma dönemine özgü zengin süslemelere yer verilmiştir. 2016’da İzmir Ticaret Odası tarafından restore ettirilmiş, zemin katı turistik el sanatları çarşısı olarak işlevlendirilmiştir.

Kemeraltı (Yusuf Çavuşzade Ahmed Ağa / Musa Bali Yakası) Camisi

Çarşıda iç liman yayı üzerinde yer alan son cami Kemeraltı (Yusuf Çavuşzade Ahmed Ağa / Musa Bali Yakası) Camisi’dir. Evliya Çelebi’nin verdiği ayrıntılı bilgilerden, günümüze tek katlı olarak ulaşan yapının ilk inşasında fevkani yani iki katlı olduğu öğrenilmektedir.


Kemeraltı'nın Tarihi Camileri 14

Kemeraltı Camisi'nin ibadet mekânı.

Seyyah yapının inşa kitabesi metnini de vermiştir. Buna göre Yusuf Çavuşzade Ahmed Ağa tarafından 1667-68’de inşa ettirilmiştir. 1671 tarihli bir vakfiyesi de vardır. Seyyahın ilk inşaattaki iki katlı şekliyle yaptığı tanımlamalar hatalı bir şekilde Kestanepazarı Camisi’ne mal edilmiştir. İbadet mekânı girişi üzerindeki kitabede 1812-1813 tarihi verilmiştir. Bu tarih yapının tek katlı olarak yeniden inşa edildiği tarih olmalıdır. Son cemaat yerinde yer alan 1883-1884 tarihli kitabeden de yapının Salebcizade Ahmed Efendi tarafından tamir ettirildiği ve genişletildiği öğrenilmektedir. Böylelikle 1667-1668’de fevkani olarak inşa edilen yapının 1812-1813’de kubbeyle örtülü kare planlı bir ibadet mekânı, kuzeydeki son cemaat yeri ve kuzeydoğudaki minaresiyle tek katlı olarak yeniden inşa edildiği, 1883-1884’de kuzeye doğru uzatılarak günümüzdeki şeklini aldığı anlaşılmaktadır.


Kemeraltı'nın Tarihi Camileri 15

Kemeraltı Camisi'nin kubbesi.

İbadet mekânında Hisar Camisi’nin süslemeleri ile benzerlik gösteren Batılılaşma dönemine özgü zengin alçı süslemelere yer verilmiştir. Avlusunun doğu kesiminde 1883-1884’de Salebcizade Ahmed Efendi tarafından eklenmiş kütüphane ve medrese odaları bulunmaktadır. Avlu kuzey duvarına yaslanmış durumda, Barok karakterli zengin süslemelere sahip mermer bir çeşmesi vardır. Ünlü Sinanzade Sebili de caminin güneybatı köşesine bitişik konumdadır.

Salepçioğlu Camisi

İç liman yayı üzerinde konumlanmamasına karşın çarşının simge yapılarından biri olan Salepçioğlu Camisi de Şadırvan, Kestanepazarı ve Başdurak camileri gibi fevkani yani iki katlı bir tasarıma sahiptir. Ancak zemin katının ticari değil eğitim işlevli oluşuyla bu yapılardan ayrılır.


Kemeraltı'nın Tarihi Camileri 16

Salepçioğlu Camisi'nin kuzey cephesinden görünümü.

Salepçizade Hacı Ahmed Efendi tarafından inşasına 15 Ekim 1895’te başlanmış 27 Şubat 1906’da tamamlanmıştır. Beyaz mermer ve yeşil renkli düzgün kesme taşlarla inşa edilmiştir. Gerek mimarisi gerekse bezemelerinde Oryantalist etkiler taşıyan göz alıcı bir yapıdır.

Kemeraltı'nın Tarihi Camileri 17

Salepçioğlu Camisi'nin ibadet mekânı.

Zemin katta yer alan mektep ve medrese üzerinde yükselen cami, kubbeyle örtülü kare planlı bir harim, kuzeyinde üst katı kadınlar mahfili olarak düzenlenmiş bir son cemaat yeri ve kuzeydoğusunda yer alan minareden oluşmaktadır. Avlu kuzey duvarı üzerinde zengin Barok süslemelere sahip mermerden iki çeşmesi vardır. Minaresi yıkılmış, Vali Kazım Dirik tarafından 1927 yılında yeniden inşa ettirilmiştir. Günümüzdeki minare 1982 yılına aittir.

Kemeraltı'nın Tarihi Camileri 18

Salepçioğlu Camisi'nin kubbesi.

İbadet mekânında zengin bir bezeme repertuvarı dikkati çeker. Kubbe, kubbe geçişleri, kemer karınları ve son cemaat yeri tavanında kalem işi ve alçıyla oluşturulmuş geometrik ve bitkisel süslemelere yer verilmiştir. Siyah, beyaz ve kırmızı mermerlerle oluşturulan minber ve vaaz kürsüsü, bezemelerinde Oryantalist etkilerin de görüldüğü ince bir taş işçiliği sergiler. 

Yalı Camisi

Çarşının körfezle buluştuğu Konak Meydanı’nı Hükümet Konağı ve Saat Kulesi ile birlikte taçlandıran Yalı Camisi ilk olarak Dervişzade Mehmed Paşa kızı Ayşe Hanım’ın 1748-1749 tarihli medresesine ek olarak 1755’de yaptırılmıştır. 19. yüzyıl ortalarında harap olan yapı, 1870’li yıllarda Hükümet Konağı ile birlikte yeniden inşa edilmiştir. Medresesi günümüze ulaşamamıştır.


Kemeraltı'nın Tarihi Camileri 19

Yalı Camisi'nin genel görünümü.

Sekizgen planlı yapı, zengin çini süslemeleriyle İzmir’in en önemli simgelerindendir. 1917-1918’de mimar Tahsin Sermet tarafından onarılmıştır. Bu onarım dönemine ait çiniler, Kütahyalı çini ustası Hafız Mehmed Emin Efendi’nin ürünleridir. 1964 onarımında eklenen bir grup çini ise Hafız Mehmed Emin Efendi’nin oğlu Hakkı Çinicioğlu tarafından, Metin Çini Fabrikası’nda üretilmiştir. Yapıda bunların yanı sıra çini ve seramik sanatçısı Ümran Baradan tarafından üretilmiş çini plakalar da bulunmaktadır.

Kemeraltı'nın Tarihi Camileri 20

Yalı Camisi'nden pencere detayı.

Kemeraltı’ndaki kültür varlıkları burada kısaca tanıttığımız camilerden ibaret değil elbette. Ancak tarihi liman kentinin ruhuna uygun bir şekilde ibadet, ticaret ve ihtişamı bir araya getirmeleri, kentin 17. yüzyılda başlayan yeni dönemdeki varsıllığını simgelemeleri, iç limanın özgün sınırlarını okumamızı sağlamaları ve mimarlık kültüründeki değişim ve gelişmeleri sergilemeleri bu anıtsal yapıların özenle korunmasını ve çok iyi yorumlanmasını gerektiriyor.