Harbiye Askeri Müzesi geçtiğimiz günlerde önemli bir sergiye ev sahipliği yaptı: Göbeklitepe – Bereketli Hilal. Anadolu Kültürel Girişimcilik sponsorluğunda düzenlenen sergide heykel sanatçısı Özge Günaydın, dokuma sanatçısı Fırat Neziroğlu ve mücevher tasarımcısı Eren Şahan Bağcı’nın eserleri yer aldı. Göbeklitepe’de bulunan buğday, başak, kuş ve aslan gibi figürlerin sanatsal yansımaları ve 14 bin yıllık geçmişi olan bu tarihi keşfin önemini vurgulayan sergiyi heykel sanatçısı Özge Günaydın ile konuştuk.

Göbeklitepe’yi Sanatla Anlatmak 1

Anadolu Kültürel Girişimcilik CEO'su Halil Korkmaz, Sanatçı Eren Şahan Bağcı, Sanatçı Fırat Neziroğlu, Sanatçı Özge Günaydın

Öncelikle Göbeklitepe’den başlamak istiyorum. İnsanlık tarihi için çok önemli bir dönüm noktası Göbeklitepe. Sizin için ne anlam ifade ediyor?

Benim için tarihin sıfır noktası anlamına geliyor. Tarihin yeniden yazılması ve bildiğimiz her şeyi unutmamız anlamını çağrıştırıyor. Bundan sonra okunacak tüm tarih ve arkeoloji kitaplarının Göbeklitepe’den önce ve sonra olarak anlamlandırılması doğru olacaktır. Çünkü Darwin’in evrim teorisi de dahil olmak üzere tarih kitaplarındaki tüm dizin Göbeklitepe kült yapısından sonra değişmiştir. Benim için aynı zamanda hayatta kesin ve kati hiçbir bilginin olamayacağı ve her zaman değişkenlik gösterebileceği tezimi doğruluyor.

Göbeklitepe’yi sanatla anlatmak size neler hissettirdi?

Müthiş heyecan verici bir süreç yaşadım. Doğduğum topraklarda ortaya çıkmış bir kült yapıyı sanatımla anlatmak beni hem çok gururlandırdı, hem de mesuliyet yükledi. Anlatım lisanımı oluşturana kadar oldukça sancılı bir süreç geçirdim. Çok okudum, araştırdım, yüzlerce çizim yaptım. Çamurdan ortaya çıkan her eserde günlerce karşısına geçip seyrettim. Değişik açılardan fotoğraflarını çektim ve sonra tekrar üzerinde defalarca çalıştım. Esin kaynağım Göbeklitepe idi ama kendi yorumum ve kendi lisanımın okunması gerekiyordu ve bu süreç zevkli olduğu kadar da zordu. Sonuç müthiş mutluluk ve gurur verici oldu.

Göbeklitepe’yi Sanatla Anlatmak 2

Göbeklitepe - Bereketli Hilal sergisinin düzenlenmesindeki amaç ne idi? Sergi amacına ulaştı mı?

Amacımız hem ülkemizde hem de dünyada, topraklarımızda ortaya çıkmış olan dünya kültürel mirasımızı duyurmaktı. Henüz işin çok başlangıcındayız ama mevcut durumda basının yoğun ilgisi ve sergiyi ziyaret edenlerin yorumları mutluluk verici. Amacımız bir yıl boyunca serginin road-show dahilinde tüm dünyayı dolaşması. Umarım devlet yetkililerimiz de bu konuya hassasiyet gösterirler ve sergimiz ülkemizin tanıtımı açısından tüm dünyayı gezerek amacına ulaşır.

Siz sergiye 'Fertile Crescent by Özge Günaydın' mühür koleksiyonu ile katıldınız. Mühürleri seçmenizin özel bir nedeni var mı?

Aslında serginin ana parçası Göbeklitepe kült yapısının heykellerle yaptığım enstalasyonuydu. 12 adet T sembolünün stilize edilmiş halini yaparak, buğday başaklarıyla beraber canlandırmaya çalıştım. Ayrıca serginin beşer dakikalık Göbeklitepe’yi anlatan İngilizce ve Türkçe dış sesi mevcut.

Mühür koleksiyonumu 9 farklı sembolden ve limited edition olarak bronz malzemeden ürettim. Mühür yazıdan da eskidir. Eskiden insanlar birbirlerine verecekleri sözleri hem şahsi hem de aile mühürleriyle yerine getirirlermiş. Mührümü bastım sözü de buradan geliyor. Yani sözüm bakidir. Günümüzde artık mühürler sadece sembolik değer taşısa da tarihi ve kültürel değerlerimizi hatırlamak açısından önemli olduğunu ve hatıra ya da dekoratif malzeme olarak beğeni kazanacağını düşündüm.

Göbeklitepe’yi Sanatla Anlatmak 3

Serginin hazırlık süreci nasıl geçti?

Oldukça yoğun ama zevkli bir süreçti. Pek çok arkadaşımın da destek olduğu, kitaplar gönderdiği, fikirler verdiği bir süreçti. Çok keyif aldığım, manevi tatmin duyduğum bir süreç yaşadım.

 Projenin İstanbul ayağında Harbiye Askeri Müzesi’nde açılan sergi sona erdi. Toplumun ilgisini nasıl buldunuz? Proje, Türkiye’nin diğer illerinde devam edecek mi?

İstanbul da bir kez daha sergilemek istiyoruz. Bunun için birkaç yerden haber bekliyoruz. Sonrasındaki isteğimiz road-show’a çıkarak Türkiye ve diğer ülkeleri dolaşması.

Daha önce sokak hayvanları için de bir sergi düzenlemiştiniz. Gelecekte de kültürel miras, tarihi doku ve doğa koruma üzerine benzer projeleriniz olacak mı?

Açıkçası ben her sanatçının bir misyon edinmesi gerektiğine inanıyorum; ya da en azından ben öyleyim. Bundan sonraki çalışmalarımda da mutlaka bir farkındalık olacaktır. Çevre ve hayvan hakları her zaman gündemimde çünkü burada mesafe kat etmemiz gereken çok yol var ve farkındalığımız çok düşük. İnsan olarak kendimizi dünyanın sahibi zannediyoruz. Hâlbuki dünyaya en zararlı canlı insanoğludur. Hiç üretmeyen devamlı tüketerek yok eden bir canlıyız. Yakıyor, kesiyor ve tüm kaynakları kötüye kullanıyoruz. Tüm çalışmalarımda çevre duyarlılığı ön planda olacaktır. Benim protesto şeklim heykellerim ve resimlerim. Son nefesime kadar insanoğlunu uyandırmak için sanatımı kullanacağımı söyleyebilirim.