Sanatçılar, tasarımcılar ve sanatseverlerin katkıları ile bugün bulunduğu yörenin kültürünü çağdaş sanat ile buluşturan en önemli sanat merkezlerinden birisi olarak kabul edilen Baksı Müzesi, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi tarafından verilen “2014 Yılı Avrupa Müze Ödülü”ne de layık görüldü.

 

Bayburt’un 45 kilometre dışında, Çoruh Vadisi’ne bakan bir tepenin üzerinde kurulu olan Baksı Müzesi, 10. Yaşını kutluyor. Bir çağdaş sanat merkezi olmasının yanı sıra bölgesi için de ekonomik bir değer sunan müze, başta sanatçılar olmak üzere çok sayıda gönüllünün katkısıyla yıllar içinde gerçek bir toplumsal projeye dönüştü.

 

Sergi salonları, depo müze, atölyeler, konferans salonu, kütüphane ve konukevi ile 68 dönümlük bir araziye yayılan Baksı Müzesi, Bayburt doğumlu sanatçı ve akademisyen Prof. Dr. Hüsamettin Koçan’ın bireysel düşü olarak 2000 yılında filizlendi. 2005 yılında kurulan Baksı Kültür Sanat Vakfı ile de proje hayata geçti. Bugün Vakıf, yönetimindeki kadın sayısının ağırlığı ile de farklılaşıyor.

 

Müzenin kurucusu Hüsamettin Koçan Baksı’nın hikayesini şöyle anlattı: “Baksı Müzesi doğduğum topraklara yaşam birikimimi taşıma isteğimin bir sonucu olarak doğdu. Baksı bir eve dönüş projesi. Babam iki yılda bir gelebildiği köyüne döndüğünde “O kadar güzeldi ki, bir defa da ben dönmek istiyorum” diye düşündüm ve gurbetçi çocuklarının hasret dolu bekleyişlerine bir son vermek, sanatı doğduğu yere getirmek ve göçe son vermek için bu projeyi başlattım.”

 

Sanattan da Fazlası

Geleneksel sanatlar ve hızla büyüyen önemli bir çağdaş sanat koleksiyonuna sahip Baksı Müzesi, bir taraftan da bulunduğu bölgenin insanının istihdamına yönelik projeler de geliştiriyor. Kadınlar için özel alanlar, çocuklar için düzenli etkinlik ve burs imkanları ile hem genç kuşağın yaratıcılığını destekleyen hem de kadının üretken ve yapıcı potansiyeline farklı bir koldan yaklaşan Baksı, bu özelliği ile çevresine de ciddi anlamda bir ekonomik katkı sağlıyor.

 

‘Artık Baksı’nın Sürdürülebilirliğini Düşünme Zamanı’

Baksı Müzesi’nin gönüllü bir projenin ürünü olduğunu vurgulayan Hüsamettin Koçan, “Baksı Müzesi kitlesi, zemini, coğrafyası gibi farklı bir proje. Kendisini sadece seyirlik boyutuyla kısıtlamadı. Bunun ötesine geçmeyi, geleneği ve gelenekle ilişkiyi önemsediği için dönemsel ya da estetik bir hiyerarşi kurmadan, yaratıcılığı ve üretimi ortak bir zemine taşımayı seçti. Orada yaşayanlarla ortak bir üretim ve yaşam alanı yaratmayı amaçladı. Gönüllülüğe dayanan bu projenin taslak boyutundan çıkarak hayata geçmesi bizim için en önemli aşamaydı. Şimdi ise sürdürülebilirliğini üretmemiz gerekiyor.” dedi.

 

Projenin ilk gönüllüleri olan sanatçılara katkıları için teşekkür eden Hüsamettin Koçan, “Amaç edindiğimiz değerlerin, bugün farklı ve çeşitli kitleler tarafından paylaşılması Baksı’nın sürdürülebilirliği için çok önemli. Baksı Kültür Sanat Vakfı 10. Yılında kurumsallaşma doğrultusunda adımlar atıyor. Ütopyamıza katkı ve destekleriyle ortak olan, bizi her aşamada destekleyen sanatçılarımıza, hamilerimize, sponsorlarımıza, Baksı Dostları’na, yönetim kurulu üyelerimize ve tüm dostlarımıza teşekkür ederiz.” dedi.

 

Baksı Müzesi’den Yepyeni Projeler

Baksı Müzesi, önümüzdeki dönemde de hayata geçireceği birçok proje ile adından söz ettirecek. Bayburt merkezde inşa edilecek ve tasarımı Mimar Melkan Gürsel tarafından gerçekleştirilecek “Kadın İstihdam Merkezi” ile bölge kadınları için önemli bir girişim hayata geçirilmiş olacak. Küratörlüğünü Barbara Polla'nın yaptığı “Hüsamettin Koçan - Ayağımdaki Diken” sergisi Ağustos ayında açılacak. Müzeye yapılacak olan 500 kişi kapasiteli amfitiyatro ile artık Baksı Müzesi’nde konserler düzenlenebilecek. Müzenin ulaşılabilirliğini arttırmak amacıyla inşa edilen helikopter pisti ise yakın zamanda hizmete açılacak. Baksı Müzesi’nin en önemli hedeflerinden biri olan çocuklarla iletişim kapsamında ise 06-11 Haziran tarihlerinde bir Çocuk Şenliği düzenlenecek.

 

“Ged: Baksı’da 10 Yıl”

Müze onuncu yılına özel olarak ayrıca bir de kitap hazırladı. “Ged: Baksı’da 10 Yıl” kitabında bu fikri hayata geçirmek amacıyla 2005 yılında kurulan müzenin 2000 yılına uzanan 15 yıllık sanatsal, toplumsal ve üretimsel projelerinin hikayesi yer alıyor.