İlk yaşayanların Rapa Nui diye adlandırdığı Paskalya Adası, üzerinde insan yaşamı olan en ırak adalardan biri. Şili’nin batı sahillerinden 3.512 kilometre uzaktaki adanın en yakın iskân edilmiş komşusu Pitcairn Adası, 2.075 kilometre batısında. Hâlâ nedeni bilinmese de ilk Rapa Nui halkı volkanik kayalardan dev heykeller yapmaya başladı. Moai adı verilen heykeller, keşfedilmiş en etkileyici antik kalıntılardan sayılıyor. Ancak bu eserleri yapan halkın geçmişi ve başına gelenler hakkında çok değişik fikirler ortaya atıldı.

Paskalya Adası’nın eski sakinleri Rapa Nui’lerin, yaşanan bazı doğal afetler ve Avrupalıların adaya gelmesinden sonra nüfuslarının neredeyse tamamen yok olduğu biliniyordu. Ancak Auckland Üniversitesi’nden Profesör Thegn Ladefoged ve ekibinin yaptığı son çalışmaya göre ada sakinlerinin toprak kullanımı ve nüfus değişikliği, Avrupalılar adayı keşfetmeden çok önce başlamış. Bu değişimler doğal afetlerden değil küçük adadaki çevresel kısıtlardan kaynaklanıyor.

Ladefoged ve ekibi, adanın altı değişik bölgesinde 400’den fazla obsidyen aleti inceledi. Adanın zaman çizelgesini çıkarabilmek için özellikle üç bölgeye yoğunlaştılar ve bazı büyük eserleri onarıp toprak kimyası ve iklim koşulları hakkında da bilgi edindiler.

Obsidyen havayla temas ettiğinde suyu emdiği için bilim insanları obsidyenlerdeki su miktarından o aletin ne zaman yapıldığını ölçebiliyor. Böylece her dönem yapılmış eser sayısından toprak kullanımı ve nüfus artış ya da azalımını tahmin etmek mümkün oluyor.

Araştırma yapılan üç alandan ilkinde nüfus 1220 - 1650 arasında artarken sonrasında birden azalıyor. İkinci alanın kullanımındaysa 1200 - 1480 yılları arasında artış yaşanırken 1705 yılına kadar sabit gidiyor ve sonra azalıyor. Son alan kullanımıysa 1250 yılından itibaren artış gösterip 1850’ye kadar sabit kalıyor.

Avrupalılar 1722 yılından önce adaya ayak basmamış. O yüzden ilk iki alan Avrupalıların gelişinden önce de adada bir sorun olduğunu gösteriyor.

Bölge halkı Avrupalıların getirdiği hastalıklar adaya varmadan önce de adadaki bölgesel çevre değişimleriyle mücadele ediyordu.