Çevrecilik ve Şehircilik Bakanlığı, Türkiye’nin ikinci nükleer güç santrali Sinop Nükleer Güç Santrali projesinin nihai Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunu onayladı. Bakanlığın 11 Eylül 2020 tarihli duyurusunda, ÇED raporunun “halkın görüşleri dikkate alınarak” olumlu olduğu belirtildi. Proje için tahsis edilen alan 10 milyon 58 bin metrekare, bu alanın 1 milyon 25 bin metrekaresi de santral alanı olarak kullanılacak. Her biri net 1.140 MWe kurulu güce sahip dört basınçlı su reaktörü nükleer güç ünitesinden oluşacak olan projedeki her reaktörün ömrünün 60 sene olacağı hesaplanıyor.

“Projenin artık bir sahibi bile yok.”

Proje 1990’lı yıllardan beri gündemde. Japonya’yla 2013’te imzalanan uluslararası anlaşmaya göre santralin finansmanının önemli bir bölümünü ve teknolojisinin tamamını Japonya sağlayacaktı. 2015’te TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen bu anlaşmayla Sinop Nükleer Enerji Santrali Türkiye’nin Akkuyu Nükleer Enerji Santrali’nden sonra projelendirilen ikinci santral konumuna geldi. 2017’de inşaat çalışmalarının başlamasıyla İnceburun çevresindeki 2 bin nüfuslu Abalı Kötü boşaltıldı. 2019’da Japonya işbirliğinin geri çekilmesiyle beraber Cumhurbaşkanı, projenin durduğunu açıkladı.

Projenin tartışmalı tarihiyle ilgili Ekosfer Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Gürbüz şöyle diyor: “Her şeyden önce, projenin artık bir sahibi bile yok. Nükleer santrali yapmaya hevesli Japonya kökenli şirketler, artan maliyetler ve Türkiye’nin verdiği alım garantisinin bu maliyetleri karşılamamasını gerekçe göstererek projeden çekildi. Üstelik, verilen alım garantisi Türkiye’deki elektrik piyasasında oluşan fiyatın 2-3 kat fazlasıydı. Japon tarafı daha yüksek miktarda garanti yani daha fazla para isteyince nükleer santral projesi suya düştü. Böylece tüm Türkiye, bir kez daha nükleer enerjinin ucuz olmadığını gördü. Buna rağmen, Elektrik Üretim Anonim Şirketi’nin (EÜAŞ) bir vergi cenneti adasında, Jersey Adaları’nda kurduğu şirket ise süreci devam ettirdi.”

Türkiye’de yaşamın değeri bu kadar ucuz olmamalı.”

ÇED sürecinin hukuki olarak da soru işaretleri taşıdığı söyleyen Gürbüz, 6 Şubat 2018’de Sinop’ta düzenlenen Halkın Katılımı Toplantısı'nı bizzat izlediğini ve otobüslerle farklı illerden getirilen insanların toplantıya alındığını, ancak Sinop’un o dönemki belediye başkanının, milletvekillerinin ve Sinop Nükleer Karşıtı Platform üyelerinin içeri alınmadığını söyledi.

Gürbüz, “Türkiye’nin bugün ve kısa-orta vadede elektrik talebi düşmüş, güneş ve rüzgâr gibi aynı elektriği üretebilen teknolojilerin maliyeti nükleere göre daha ucuzlamış ve kurulması için çalışılan iki nükleer santralın üreteceği elektrik miktarını enerji tasarrufu ve verimlilik potansiyelimizle karşılamak mümkünken milyarlarca doları Sinop ve Mersin’e harcamak ne kadar akıllı anlamak mümkün değil” dedi ve ekledi: “Nükleer santralin kaza riski, bırakacağı yok edilemeyen nükleer atıklardan bahsetmesek bile bu projelere evet demek mümkün değil. Türkiye’de yaşamın değeri bu kadar ucuz olmamalı.”

“ÇED olumlu kararı bizim için yok hükmündedir.”

Sinop Nükleer Karşıtı Platform Dönem Sözcüsü Kayhan Konukçu nükleer santrallere neden karşıt olduklarını açıkladı: “26 Nisan 1986 Çernobil ve 11 Mart 2011 Fukuşima Nükleer Santral felaketleri sonucunda, en küçük bir hatada dahi canlı yaşamında geri dönüşü imkânsız zararlarının olacağını tüm dünya gördü. Ayrıca nükleer santrallerin atık ve kullanımındaki güvenlik sorunu da bir başka soru işareti. Bunun yanı sıra santralin yapılacağı İnceburun Yarımadası’nda bulunan milli parklar ve doğal yaşam alanlarının inşaat aşamasından olumsuz etkileneceğini biliyoruz. İlimizin en önemli gelir kaynakları olan balıkçılık ve turizmi ne kadar olumsuz etkileyeceği, balıkçılığın yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacağımızı biliyoruz. Saydıklarım nükleer santrallerin neden zararlı olduğuna dair sadece birkaç örnek.”

Konukçu, onaylanan ÇED raporunu mahkemeye taşıyacaklarını belirtti: “ÇED olumlu kararı bizim için yok hükmündedir ve hiçbir anlam ifade etmemektedir. ÇED dosyasını incelediğinizde rapor içerisindeki çelişkileri rahatlıkla görebilirsiniz. Bu nedenle ÇED olumlu kararı bizim süreç içerisinde yasal zorunluluk bakımından itirazlarımızı yaptığımız ve 30 gün içinde dava açmamız gereken bir süreçtir. Bunun da hazırlıklarını yapıyoruz.”