Amerika Birleşik Devletleri’nden Türkiye’ye iadesi sağlanan 100 kültür varlığı, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin görkemli atmosferinde tarih meraklılarıyla buluşuyor. Manhattan Bölge Savcılığı ve ABD İç Güvenlik Soruşturmaları Birimi (HSI) ile yürütülen ortak çalışmalar ve titiz bilimsel araştırmalar sonucunda satışı durdurularak ait olduğu topraklara getirilen eserler, tarihi eser kaçakçılığına karşı verilen mücadelenin en somut kanıtları olarak sergileniyor. Serginin merkezinde, Anadolu arkeolojisinin en büyük yaralarından biri olan ve yıllar süren bilimsel hafiyelikle izi sürülen dört ana eser grubu yer alıyor

Boubon’un Parçalanmış İmparatorları

Burdur’un Gölhisar ilçesine bağlı İbecik Köyü yakınlarındaki Boubon Antik Kenti, sergiye de adını veren en çarpıcı hikâyeye ev sahipliği yapıyor. 1960’lı yıllarda kaçak kazılarla tahrip edilen ve Roma imparatorlarının onurlandırıldığı Sebasteion yapısından koparılarak başları, gövdeleri ve uzuvları dünyanın farklı koleksiyonlarına dağıtılan bronz heykeller, yıllar sonra bu sergide yeniden buluştu.


“Kaçış Yok: Boubon” Sergisi İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde 1

Lucius Verus, Septimius Severus, Caracalla ve Marcus Aurelius’a ait eserlerin Boubon bağlantısı, Prof. Dr. Jale İnan’ın yazıtlar ve kaideler üzerinden başlattığı öncü araştırmalara dayanıyor. Köy sakinlerinin eski tanıklıkları, Marcus Aurelius heykelinin ayak kalıbının antik kentteki kaide oyuklarıyla birebir eşleşmesi ve toprak/kurşun izotop analizleri gibi somut bilimsel kanıtlar, parçalanmış tarihi yeniden birleştirdi.


“Kaçış Yok: Boubon” Sergisi İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde 2

Jale İnan ve ekibi Sebastieon’da kaç tane heykelin bulunduğunu bir “deney” yaparak tespit etmeye çalışıyor (Nezih Başgelen- Arkeoloji ve Sanat Yayınları Arşivi)

Horoztepe’den 70 Yıl Sonra Gelen Metal Ustaları

Serginin en eski tarihli gruplarından birini, Tokat’ın Erbaa ilçesindeki Horoztepe’den 1953 yılındaki kaçak kazılarda çıkarılan 40 parça eser oluşturuyor. MÖ 2300 ile 2000 yıllarına, Erken Tunç Çağı’na tarihlenen bu seçki; törensel müzik aletleri, silahlar ve metal kaplardan oluşuyor.

“Kaçış Yok: Boubon” Sergisi İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde 3

Prof. Dr. Tahsin Özgüç’ün bölgedeki bilimsel çalışmalarının kılavuzluk ettiği süreç sayesinde, Anadolu’nun 4 bin yıl önceki gelişmiş metal işçiliğini yansıtan bu nadide parçalar yaklaşık 70 yıllık bir sürgünün ardından evine döndü.

Düver’in Arkaik Pişmiş Toprakları

Burdur’un Düver Köyü kökenli 44 pişmiş toprak mimari levha, J. Paul Getty Müzesi’nden geri alınarak koleksiyona dahil edildi. MÖ 6. yüzyıla, Arkaik Dönem’e tarihlenen ve dönemin çatı ile kaplama düzenlerinde kullanılan bu bezemeli levhalar, geçmiş yıllarda ABD, Danimarka ve Virginia’dan iade edilen diğer parçalarla İstanbul Arkeoloji Müzelerinde bir araya getirilerek dönemin mimari estetiğini bütüncül bir şekilde gözler önüne seriyor.


“Kaçış Yok: Boubon” Sergisi İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde 4

Bir Tutanağın Kurtardığı Aphrodisias Portresi

Sergideki dikkat çekici eserlerden bir diğeri olan Aphrodisias Antik Kenti’ne ait portrenin dönüş hikâyesi ise arşivlerin gücünü kanıtlıyor. 1976 yılında hazırlanan bir olay yeri tutanağında yer alan "tespit edilip belgelenenler dışında başka eserlerin de çalındığı" ifadesi, on yıllar sonra yürütülen arkeolojik araştırmalarla birleşerek eserin iadesinde kilit rol oynadı.


“Kaçış Yok: Boubon” Sergisi İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde 5

Tiyatro maskları ve tanrıça heykelcikleri gibi özel parçaların da yer aldığı "Kaçış Yok: Boubon", koparılmış bir geçmişin parçalarını anatomi, izotop analizi, arşiv taramaları ve uluslararası diplomasi ile yeniden birleştiren; kültürel mirasın sınır tanımayan dönüşünü kutlayan bir hafıza mekânı olarak ziyaretçilerini bekliyor.