Fotoğraf makinelerinin her yeni modelle küçülmesi veya büyümesini, bu endüstrinin kalp atışları olarak görebiliriz. Profesyonellere yönelik üretilen refleks makineler dijital öncesi dönemde iyice büyümüş, amatörler için tasarlanan kompakt makineler küçülmüştü.


İlk sensörlerin küçüklüğü, daha da büyütülen gövdelerle saklanmak istenir gibiydi. Oysa bize makinenin ergonomik avantajı olarak sunulan boyutları, teknolojinin henüz çözemediği kaba işletim sistemleri ve düşük kapasiteli pillerini saklıyordu. Zaman içinde sensörler büyüdü, gövdeler küçüldü. Micro Four Thirds ve APS-C formatları ileri amatörler ve hatta bazı profesyoneller için standart formata dönüştü. Canon ve Nikon gibi öncü markalarsa makinelerini küçültmek yerine sensörlerini “doğru” boyuta getirdi.


PHOTOKINA'DA 2018 1

Photokina 2018.


Tüm bu gelişmeler, fotoğraf endüstrisinin kalp atışlarının yavaşlaması demekti! Bir süredir sektörde yeni heyecana, büyük markaları tedirgin edecek itici güce ihtiyaç vardı. O heyecanı bu yıl Photokina 2018’de gördük. Canon, Nikon gibi devler kıpırdanmakla yetinmeyip büyük adımlar atarken Leica, Sigma, Panasonic gibiler bir araya gelerek çalışacaklarını duyurdu. İtici gücün ne olduğunu tahmin etmek zor değil. O güç kendini iyice görünür kılmak için elinden geleni yapıyor: Fotoğraf piyasasının en büyük toplantısı Photokina’da Huawei, tüm akıllı telefon üreticilerini temsilen âdeta “biz de sektöre geliyoruz” diyordu.


Japonların bunu öngördüklerini bir süredir kompakt makine üretimine yatırım yapmamalarından anlıyorduk. Büyük yeniliklerin yaklaştığını tahmin etmek zor değildi. Nitekim Photokina’da dijital fotoğraf makinelerin ilk yıllarını aratmayacak heyecanı bu yıl gördük.


En büyük devrimi yapan markaların başında Nikon geliyor. En azından kendi tarihlerini göz önüne alırsak durum böyle. Nikon, 1959’da ürettiği ilk SLR makine olan Nikon F modelinde kullandığı Nikkor-F bayonete neredeyse 60 yıl sonra bir alternatif getirdi. Lansmanını yaptığı Z7 ve Z6 modelleri yepyeni bir bayonet kullanıyor. Bunun Nikon kullanıcıları için iki anlamı var. Birincisi şimdiye kadar kullandıkları objektifler bu makinelerle uyumsuz olacak ve ancak bir adaptör yardımıyla kullanılabilecek. İkinci ve iyi olan anlamı ise eskisinden çok daha geniş olan Z bayonetin daha açık diyaframlı ve yüksek kaliteli objektifler tasarlanabilecek bir platform olması. Canon benzer bir adımı EOS serisini piyasaya sürdüğü 1987 yılında yapmış, başta eleştiri, sonra övgü almıştı. F bayoneti darlığı sebebiyle F1.4’ten daha açık diyaframa izin vermiyor, açık diyaframlı geniş açılı optik tasarımlarında da zorluklar çıkarıyordu.


Z serisinin, emektar Nikon kullanıcıları dışındakiler için getirdiği en önemli yenilikse markanın ilk full-frame (24 x 36 mm) sensörlü aynasız makinelerini kapsayacak olması. Z6 25 MP, üst modeli Z7 ise 46 MP. Z bayonetinin ilk lensleri profesyonellerden çok ileri amatörlere hitap edecek olan 35 mm F1.8, 50 mm F1.8 ve 24-70 F4 olacak.


Canon’un standı her sene olduğu gibi Photokina’nın girişindeydi ve 2018’de stantlarının baş köşesi yeni bayonetli, full-frame ve aynasız EOS-R modeline ayrılmıştı. Canon’un DSLR’lerde kullandığı EF bayonetinin çapı zaten geniş. Ama ayna mekanizmasının ortadan kalkmasıyla objektiflerin sensöre daha fazla yaklaştırılabilmesi optik tasarımcılara avantajlar sunuyor. Nikon, yakın zamanda çıkarmayı planladıkları 58 mm F0.95 Noct ile bu iddiayı ortaya koyuyor. İki makine ve orta seviye lenslerle çıkan rakiplerinin aksine Canon, tek bir makine ve üç üst model lensle bu iddiayı kanıtlamaya çalışıyor. 24-70 mm F2 ve 50 mm F1.2 L serisi objektifler diyafram açıklıkları ve ağırlıklarıyla fuar ziyaretçilerini etkiliyor. Optik sonuçlarından etkilenip etkilenmeyeceğimizi önümüzdeki aylar gösterecek.


Kesin olan ise bel ağrısı yaşayan fotoğrafçı sayısının artacağı. Çünkü sadece küçük olma iddiasındaki makineler –yani aynasızlar- büyümekle kalmıyor. Önlerine taktığımız lensler de aynı yönde ilerliyor. Üstelik bu sadece büyük sensörlerin daha büyük lensler gerektirmesinden dolayı değil. En açık diyaframda bile yüksek optik kalite talebi, optik sorunların kolaylıkla görülmesine sebep olan yüksek çözünürlüklü sensörler, lens tasarımcılarını daha da geniş çaplı ve uzun lensler üretmeye zorluyor. Artık 50 mm lensler ağırlıklarıyla profesyonel zoom’ları aratmıyor. Geçtiğimiz yıllarda çok kaliteli ve rakiplerine kıyasla ucuz ART serisi lensleri piyasa süren Sigma bu furyanın baş sorumlusu.


Yeni bayonetlerin yılı oldu 2018; Sigma, Leica ve Panasonic’in ortak açıklamasıyla ortam iyice şenlendi: Üç marka, beraber kullanacakları L bayonet üzerinde çalıştıklarını duyurdu. Bu, Micro Four Thirds’ten beri ilk defa farklı markaların aynı lens / makine bağlantısını kullanacakları anlamına geliyor. Ortaklığın ilk meyvesi olacak ürünü Panasonic, (tahmin edin) full-frame ve aynasız S1 ve S1R modellerinin tanıtımını yaparak gösterdi. İleride Sigma’nın full-frame Foveon sensörünün önünde Leica lensleri görme ihtimali heyecan verici.


Tüm bu olup biteni izleyen iki firma var: Sony ve Fujifilm. Sony, beş senede 8 farklı full-frame aynasız makine ve çok sayıda objektif çıkararak bu kategorinin öncüsü haline geldi. Diğerleri kendileri için ilk jenerasyon olacak modeller üzerinde çalışırken Sony, epey yol kat etmiş durumda. Stantlarında yeni bir model göstermeye gerek görmemiş gibi bir durum vardı!


PHOTOKINA'DA 2018 2

Fuji, büyük sensörlerini kullanacağı daha küçük ve "rangefinder" tarzındaki GFX 50R modelini tanıttı.


Fuji’nin güçlü konumu, “full-frame mi, asla” sözünden geri adım atmamış olmalarından geliyor. Rakiplerinin “tam” sensöründen daha büyüğünü 2016’da yine Photokina’da GFX 50S modeliyle öne sürerek orta format boyutundaki sensörü (43,8 x 32,9 mm) DSLR boyutlarınki gövdeye sığdırmışlardı bile. Bu sene APS-C boyutunu kullanan XT serisini üçüncü modeliyle güncellediler. Büyük sensörlerini kullanacakları daha küçük ve “rangefinder” tarzındaki GFX 50R modelini gösterdiler ve 100 MP görüntü sabitleyici sensöre sahip olacak yeni GFX modelinin duyurusunu yaptılar.


Photokina’nın stantlarında pek çok küçük sürpriz de vardı: Zeiss sabit 35 mm objekifli ve full-frame (37,4 MP) sensörlü, 512 GB dahili hafızalı, kart kullanmayan, büyük LCD ekranı üzerinden direk Lightroom kullanma imkanı tanıyan ZX1 modelini sergiliyordu. Leica’nın sürpriz bir ortağı daha vardı: Zenit! Tüm iç aksamını efsanevi Alman firmasının yaptığı makinenin dış tasarımı ve beraberinde satılan 35 mm F1.0 diyaframlı objektifini bir başka “efsane”, Rus Zenit firması yapıyor. Sonuç Zenit M.


PHOTOKINA'DA 2018 3

Leica, tüm iç aksamını kendi M serisi üzerinde geliştirdiği, dış tasarımı ve beraberinde satılan 35 mm F1.0 diyaframlı objektifi Rus Zenit firmasının ürettiği bir makine tanıttı: Zenit M.


Sony, cep telefonlarının tehdidine karşı kendi rakiplerinin de takip etmeye başladığı doğru adımı atmışa benziyor. Bir diğer taktik ise Leica’nın uyguladığı olmalı... Sadece full-frame aynasız ürünler geliştirecek ya da efsanesini sürdürecek ortaklarla çalışmakla kalmıyor: Karanlık tarafa geçerek Huawei’ye de lens üretiyor!