Fatma Uruk’u tanıyabilir miyiz? Dağlara tırmanmak, koşmak ya da pedallamak yerine serbest dalışı seçtin. Nedir serbest dalış?

Nefesimizi tutarak sualtında yaptığımız tüm aktiviteler aslında serbest dalışın bir parçası. Şnorkelinizi bir kenara bırakıp, nefesinizi tutarak suyun altında ufak bir gezinti yapmanız da serbest dalış, derine dalmak da. Bana her ikisi de büyük keyif veriyor. Kendimi bildim bileli denizdeyim, oyun alanım, kaçıp gittiğim, sakinleştiğim yer hep suydu. Doğada olmanın diğer hallerini de seviyorum aslında, kamp yapmak, ormanda güzel bir koşu örneğin. Ancak çocukluğum deniz kenarında geçtiğinden, suyun altında evimde gibi hissediyorum. Her şey küçükken arkadaşlarımızla oynadığımız küçük oyunlarla başladı, “kim daha uzağa gidecek, en dipteki taşın altına kim bakabilir, birisi kolyesini düşürmüş kim alır” gibi... Bu oyunlar sırasında nefesimi arkadaşlarımdan biraz daha uzun tutabildiğimi fark ettiğimi ve çok sevindiğimi hatırlıyorum. Dolayısıyla, serbest dalışa “başladım” değil de, yaptığımın serbest dalış denen bir spor olduğunu keşfettim demek, benim durumum için daha doğru olur. Bu keşfi de televizyonda izlediğim bir sualtı belgeseline borçluyum. Bir gün ben de böyle bir belgeselde yer alıp başkalarına bu sporu tanıtmayı, su altını sevdirmeyi çok istiyorum.

Kurumsal işte çalışıyorsun, plazalardan vakit buldukça sualtının derinliklerinde nefesini tutuyorsun. Senin için nefes kesen anların toplamı ne kadar?

İstanbul’da çalışan bir plaza insanının ne kadar vakti varsa benim de o kadar vaktim var. Yalnız suda değil, karada da nefes almıyorum desem yeridir. Fazladan sahip olduğum tek şeyse dalışa olan tutkum ve sevgim. Bundan aldığım güçle hem profesyonel yaşantımı hem de gönülden bağlı olduğum bu sporu milli takım seviyesinde sürdürmeye çalışıyorum. Sabah işe gitmeden önce yarım saat havuza gidiyorum, yetmiyor tabii ama yine de faydası var. Öğle arasında nefes çalışmaları, esnemeler, akşamlarıysa daha çok kuvvet antrenmanları yapmaya çalışıyorum. Böyle anlatınca çok sıkıcı oldu sanırım ama aslında eğlenceli geçiyor. Öğlen salona gittiğimde “aaa nefesini tutan kız geldi” diyorlar, merak ediyorlar nasıl derine dalabildiğimi, keyifle anlatmaya çalışıyorum. Siz sevdiğiniz bir şeyle uğraşır ve çalışırken etrafınızda da farkında olmadan pozitif ve yüreklendirici bir ortamı kendiliğinden oluşuyor. Böyle olunca da çalışmaktan, paylaşmaktan yorulmuyorum. Olumsuzlukları, eksikleri bir kenara bırakıp, elimdeki imkânlarla yapabileceğimin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Başarımı da vardığım nokta ile değil, kendi başlangıç noktamdan nereye kadar zıplayabildiğime bakarak ölçüyorum. Üniversiteden mezun olduğumda doğruyu söylemek gerekirse başımı alıp yeniden deniz kenarına gitmekti niyetim, bu spora devam edebilmenin yollarını aradım. Sonra baktım ki o kadar deliliği bile finanse edemeyeceğim. Kalan son paramla İstanbul’da başvurduğum işlerin mülakatlarına gittim. İlk dalış malzemelerimi kendi kazandığım parayla aldım. Bu da beni mutlu ediyor örneğin, çünkü orada da emeğim var. Hiçbir zorluk bana özgü değil, sadece benim başıma gelmiyor diye düşünüyorum. Zor şartlarda spor yapan, yapmaya çalışan pekçok sporcu var, Herkesin bir duvarı var aşması gereken. Böyle baktığınızda nefesinizi kesen anlar güzel birer yolculuk hikâyesine dönüşüyor.

Antrenmanlarını nasıl yapıyorsun? Su altından çok, suya ayağını sokana kadar harcadığın enerji daha mı fazla?

Derin dalış yapabilmek için sadece denizde değil, karada ve havuzda da bir dizi antrenmanı sürdürmeniz, ek olarak bu antrenmanları beslenme ve meditasyonla desteklemeniz gerekiyor. Serbest dalış size her zaman “hayatını bana göre ayarlamalısın” diyen bir spor. Birkaç dakika süren derin dalışın ardından üç gün dinlenmeniz gerekir. Yalnız fiziksel olarak değil zihinsel olarak da kendinizi korumalı, stresten uzak durmalı, limitlerinizi yavaş yavaş ve planlı olarak artırmalısınız. Bu anlattıklarım olması gerekenler tabi. Benim yöntemimse bambaşka, “ben sana ayak uyduramam ama gel ortada buluşalım” diyorum denize. Bu zamana kadar bu şekilde idare ettim ancak performanslarım arttıkça işim zorlaşıyor. En büyük eksiğim, derin dalış antrenmanı. Denizde yapmam gereken bu antrenmanlar için yılın dört mevsimi sıcak sulara gitmem gerek, bunun için de şu an en büyük eksiğim bir havayolu ulaşımı sponsorluğu. Tabi bununla birlikte, profesyonel sporcularla rekabet etmenin zorluğunu da çok yaşıyorum, psikolojik olarak hep eksik olduğunuz, yeterince çalışmadığınız hissiyle de baş etmeniz gerekiyor, ama sonunda başarı geldiğinde tüm bunları unutuyorsunuz, hoş bir tebessüm kalıyor yüzünüzde.

Gelecek planların neler? Fatma’yı altı ay, bir yıl sonra nerede göreceğiz?

Ben hep ait olduğum yerde, suyun altında olacağım. Kim bilir bu bir dağın tepesindeki su birikintisi de olur, bir buzun altı da, okyanus da, göl de. Bu sporla tanışmam, başlamam ve devam ettirmem, başlı başına bir mücadeleden ibaret. Evet zoru başarmak, pes etmemek, kendinle barışık bir şekilde elinden geleni yapmak güzel, ama durup çocuk yaştaki ve genç sporcuları düşündüğümde, neden bu kadar zor olsun ki diyorum. Bu enerji, performansa harcansa, dünya çapında birçok sporcu çıkarabilecek bir ülkeyiz. Bunun için çalışmak istiyorum. Benim durumumda olan genç sporculara destek olmak, hiçbir şey yapamasam da onlara pes etmeyin demek istiyorum. Bu nedenle, esas amacım önümüzdeki yıl yapacağım dünya rekoru denemesini spor yapmak için kendi imkânını yaratmaya çalışan gençlere ilham olacak bir projeyle birleştirmek.

Türkiye ve dünya sıralaması var mı serbest dalışta? Fatma Uruk sıralamada nerede?

Farklı federasyon çatıları altında ve branşlarda farklı sıralamalar var. Ben bir ayrım gözetmeksizin tüm federasyonlarda yarışıyorum. Şu ana kadar Uluslararası Dalışı Geliştirme Birliği’nde (AIDA) bir ulusal rekorum ve Dünya Sualtı Aktiviteleri Konfederasyonu’nda (CMAS) bir dünya dördüncülüğüm var. Bugüne kadar katıldığım tüm ulusal yarışmalarda derece aldım ama hedefim tüm branşlarda rekorları kırarak şampiyon olmak.

2016 yılında iletişime geçmişiz, o zamandan bu zamana neler değişti Fatma’ nın hayatında?

Sportif yaşantımda yürümeyi bırakıp koşmaya başladığımı düşünüyorum. 2017 yılında Yunanistan’da katıldığım yarışma ciddi bir tecrübeydi. Benim de kendimden beklemediğim bir dereceyle üçüncü oldum. Değişik bir anıyla ayrıldım bir de bu yarışmadan. Organizatörler favori kadın yarışmacılardan olmadığım için bana hediye ayırmamışlardı ama ben de kendi branşımda üçüncü oldum. Madalya alırken hediyelerimizi verecek kişiyle göz göze geldik gülüştük, bana erkekler için fazladan gelmiş bir erkek aksesuarı hediye etmek zorunda kaldılar.

Spor hayatından ilginç bir anıyı bizimle paylaşır mısın?

Çok fazla var ama hayatımı en fazla etkileyenini anlatmak isterim. 2015 yılı Türkiye’de ilk Derin Dalış Türkiye Şampiyonası’nın düzenlendiği ve benim de bu alanda yarışmaya başladığım yıldı. O zamana kadar sadece maddi desteğiniz varsa rekor denemesi yapabiliyordunuz, tüm sporcuları kapsayan bir yarışma ne yazık ki yoktu. Yarışmadan haberdar olan herkes gibi ben de büyük bir sevinçle çalışmaya başladım. Bir şeyi çok istiyorsanız, beyniniz ve vücudunuzun savaştığı bir noktaya erişirsiniz. Bazen aklınız ve kalbiniz yorulmaz ve harekete devam etmek ister, ama vücudunuz durdurur sizi. Benim için de öyle bir gündü sanıyorum. Bir koşu antrenmanının sonuna doğru dengemi kaybettim ve düşüp kafa travması geçirdim. Dalış hayatım kaza sonrasında oluşan kronik vertigo nedeniyle bitme noktasında iken, büyük bir psikolojik savaş sonrasında korkumu yenip yarışmaya katıldım ve Türkiye ikincisi oldum. Ancak kazada beynin bir bölümünde oluşan hasar nedeniyle tat ve koku alma duyumu yitirdim. Uzun süre tedavi olmaya çalıştım fakat kesin sonuç veren bir yöntem yok. Deniz kokusunu çok özlüyorum.

Kariyerine Türkiye rekoru da ekledin ve yeni projelerle dalışlara devam ediyorsun. Bu konuda yeterli desteği buluyor musun? Yoksa her daim ülkemizde olduğu gibi başarı sonrası mı senin kapını çalıyorlar?

Şu anda finansal olarak devlet veya özel kurumlardan herhangi bir destek almıyorum. Kendi kendimi finanse ediyorum. Çalıştığım kurumdan evet birtakım destekler görüyorum fakat çalışan-işveren ilişkisi içerisinde olduğumuz için bu destekler çok kısıtlı olmak zorunda. Şu anda en büyük hayalim 2019 yılında kırmayı planladığımız dünya rekoru. Bu denemenin her ayrıntısını büyük bir şevkle planladım. Herkesi bize bu yolda destek olmaya, birlikte ve ülkemize bir dünya rekoru kazandırma duygusunu birlikte tatmaya davet ediyorum.

Fatma Uruk’u nasıl takip edebilir okuyucularımız? Bu sporla tanışmak ve merak ettikleri hakkında ne yapabilir okuyucularımız?

Tüm sosyal medya hesaplarımı kendim yönetiyor ve kullanıyorum. Bu mecralardan bana ulaşabilirler. Zaman ve mekan problemini çözüp eğitim vermeye de yakın dönemde başlayacağım. Ve yine yeri gelmişken “asla yalnız dalmayın!”