BİR NEHİR DİRENİYOR - SAKARYA

Kırkız, Karaburgu, Pınarbaşı, Gökgöz, Başkurt gözelerinden doğuyor. Sekiz yüz yirmi dört kilometre sonra, hiç bir delta ağzı oluşturmadan Karasu’ya dökülüyor. Üzerindeki barajlar yazık ki, balıklara can suyu bırakmıyor. Bir metre boyunda, bu gezegene ait değilmiş gibi görünen, kör mersin balıkları yumurtlayamıyor, tükeniyor. Magma, başından sonuna Sakarya’yı izledi.

2017-03-30

Magma Dergisi Ocak, 2017

Yazı, fotoğraflar ve kurgu: Mert Gökalp

Kırkız, Karaburgu, Pınarbaşı, Gökgöz, Başkurt gözelerinden doğuyor. Sekiz yüz yirmi dört kilometre sonra, hiç bir delta ağzı oluşturmadan Karasu’ya dökülüyor. Üzerindeki barajlar yazık ki, balıklara can suyu bırakmıyor. Bir metre boyunda, bu gezegene ait değilmiş gibi görünen, kör mersin balıkları yumurtlayamıyor, tükeniyor. Magma, başından sonuna Sakarya’yı izledi.

Doğduğu yerdeki gözenin içinde açtım gözlerimi, etrafımdan şiddetli sular yükseliyordu her bir yanımda, coşkuyla kaynayan kumların arasından. Saflığın ve berraklığın hasreti beni kendime çağırıyordu. Güçlü bir şekilde duydu yüreğim, karşı konulmaz çağrısını o karanlık dipsiz deliğin. Kim bilir daha kaç kişiyi çağırmıştı ve fısıldamıştı kulaklarına, kim bilir kaçı vermişti ruhlarını sorgusuz sualsiz nehir tanrısı Sangarius'a? Kapılmamak elde değildi, kaynayan kumların akan suya çarpışmasıyla ortaya çıkan müzik yeryüzündeki hiçbir tınıya benzemiyordu, büyülüyordu ruhu ve mıhlıyordu bedeni. Ayağımın altındaki zemin bir bulut gibi dağılıyor, sevginin ağırlığıyla büyülenmişim, beni kumdan girdabın içine çekiyordu Sangarius, daha bin yıl devinmek için beraber. 

Facebook/MAGMA
Youtube /MAGMA
Instagram/MAGMA