Türkçemizin katıksız besinidir Yaşar Kemal, ruhsal besinidir. Türkçemizin temel dişlisi, sevdalısı, gönüllü kölesidir. Derin kültür kökleriyle bağlıdır Anadolu’ya; onun sanatında Sümer’in, Asur’un, çöl Araplarının, Ortadoğu halklarının, Toros’un, Türkmenlerin ve Çukurova’nın temel sorunları, türküleri, ağıtları cömertçe birleşir. Birbirinden güzel, farklı kurgular ve anlatımlarla okurunu doyuma ulaştırır. İnsanlığın geleceğe yönelik bilinci ve ruhuyla yüzleştirir.

Bir umutlar eşiğidir Yaşar Kemal. Pir Sultan Abdal’ın 500 yıl önce söylediği “öküzün damını alçacık yapın / yaş koman altına kuruluk sepin / koşumdan koşuma gözlerin öpün / irençberler hoşça tutun öküzü” dizelerindeki gibi, öküzün gözlerinden öpen, Hitit’ten günümüze çift süren, suyu işe koşan, tohumun çimlenmesine katılan, üretim aracı olan emekçi öküze övgüler düzen bir soydan gelmektedir Yaşar Kemal.

Coşkulu kalemiyle köylülerin, göçebelerin dünya dillerindeki atan yüreği ve soluğu olmuştur. onun anlatımında Toros sularının bol köpüklü, ışıltılı serinliğiyle Çukurova sıcağının buharı birleşir; geçmişin ağırlığıyla geleceğin sancıları da. Yanan her ateş bir yeşildir, tüterek ağlar, diyen Kızılderili ağıtında olduğu gibi Yaşar Kemal bir doğa dostudur. Açan çiçeğin, öten kuşun, ucan kelebeğin, arının, yağmurun, akarsuyun, nehirlerin ve kabaran Toros bulutlarının dostudur, soluğudur. Ne var ki Yaşar Kemal, yalnızca doğada gördükleriyle yetinen, gördüklerini bir fotoğraf gerçekçiliğiyle yazan bir yazar değildir. Her anlatımında, eşsiz tasvirlerinde doğanın da ötesine geçerek, doğaya bir o kadar da düş gücü̈ katar, zaman dışılığı katar. Yakalanamayan uçucu görüntüleri, renkleri, çiçeklerin renkli düşlerini özümseyerek, gördüklerini başkalaştırarak kendine özgü̈ bir doğa yaratan ender yazarlarımızdan biridir. Öyle ki, Yaşar Kemal’in bütün yapıtlarında enine boyuna anlattığı yüzlerce, binlerce rengi, arıyı, çiçeği, çalıyı, dikeni, yaprağı, çimeni, otu, örümceği, sineği, kelebeği, yılanı, kertenkeleyi toplayıp bir araya getirsek kocaman bir kitap oluşturabiliriz.

Çok katmanlı yapıtlardır Yaşar Kemal’in eserleri. Yapıtlarının her katında biraz arkeoloji, höyükler, antik kentler, kaleler, mezarlar, söylenceler, masal ve destan gerçeği yatar. Yaşar Kemal’in yapıtlarında geçmiş günümüze gelerek yeniden canlanır, soluk almaya başlar. Sıradan bir roman okuru, Yaşar Kemal’in yapıtlarının şiirsel, ışıklı anlatımına, romanlarında anlattığı olayların örgüsüne kapılarak, yapıtı bir solukta okuyabilir. Ne var ki, roman dokusunda ustaca sindirilmiş bir folklor bilgisi, yoğun psikoloji, şaşırtıcı insan davranışlarını da görebilir. Anlatılan her bölüm geçmişten geleceğe bir haberci gibidir. Bütün bunlar yazarın yapıtlarında iç içe geçmiş, dört beş farklı armonik sesten oluşan bir besteye benzer.

Direncin ve Umudun Adı Yaşar Kemal

2004 yılında, Yaşar Kemal hakkında yazdığım yazılardan derlediğim kitabın adı gibi Geniş Bir Nehrin Akışı’dır. Yaşar Kemal, Tolstoy, Balzac gibi soylu, büyük yazarları ben hep Ganj, Nil, Amazon, Fırat ve Dicle nehirlerine benzetirim. Akışları zorludur, kalın, humuslu toprakları kenarlarına taşırlar, bin bir verime kucak açar.

Yaşar Kemal, umudun, destanların, direncin insanıdır. Çocukluğu büyük bedeller ödeyerek geçmiştir. Çukurova’da folklor taramaları yapmıştır. Ben de Yaşar ağabeyimi örnek alarak, Siverek’te, Malatya’da ve Toroslarda pek çok köyde halkbilim dalında folklor araştırmaları yaptım; 43 lise defteri doldurdum. Yaşar Kemal gibi gelenekten yararlanmaya, gelenekten gelmeye çalışıyorum.
Çünkü yazar, yaşadığı çağın tanığıdır; yüreğini dünyaya, topluma kapatamaz. Yazarın ayakları ne denli kendi toprağındaysa kulakları da yeryüzünde olacaktır, diyor Yaşar Kemal.

"Dünyayı Yaratan Sözdür..."

Karacaoğlan’ın alageyik efsanesi, halkbilimci Yaşar Kemal’i çağımızın en büyük romancılarından yapar. Halk söylencelerine, efsanelere duyduğu hayranlıkla Köroğlu, Karacaoğlan ve alageyik efsanelerini, özgün ve yurtsever kalemiyle yazan Yaşar Kemal, anlatım gücünü besleyen bereketli topraklara olan vefa borcunu da Üç Anadolu Efsanesi ile öder. Dört ciltlik İnce Memed dizisi; üç ciltlik Akçasazın Ağaları dizisi, Dağın Ardı adı altında Yer Demir Gök Bakır, Ortadirek ve Ölmez Otu romanları, Bir Ada Hikâyesi dörtlüsü gibi sayıları on yediyi bulan uzun soluklu romanların yazarıdır. Üç imparatorluğa başkentlik yapmış İstanbul›un insan eliyle nasıl ölüme götürüldüğünü Deniz Küstü ile anlatan da odur.

“Anadolu dili, Türk dünyasında zengin büyük bir dildir. Türk dili, Dedem Korkut’tan Anadolu’ya akan taze bir dildir. Büyük destanların, sözlü halk anlatım geleneklerinin, türkülerin dilidir. Türkçe ve Kürtçe acının, ağıtın dilidir. Ne ki yazılı dilin anlatımı farklıdır. Yazı dili pişmiş, yıkanmış, çakıl taşı gibi ak bir dil olmak zorundadır. Her söz eylemdir, harekettir, büyüdür. Dünyayı yaratan sözdür...” Böyle der Yaşar Kemal; bu nedenle düşlerin, sevinçlerin, umutların büyük türkücüsüdür.

Büyük romancı, Çukurovalı ağabeyim, ustam Yaşar Kemal’i vefatının üçüncü yıldönümünde saygı ve sevgiyle anıyorum.